Babacan’dan İzmir’de deprem ve ekonomi...

Babacan’dan İzmir’de deprem ve ekonomi uyarısı:

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, 30 Ekim İzmir depreminin 6’ncı yıl dönümünde geldiği kentte hem afet hazırlıklarını hem de ülke gündemindeki ekonomik ve siyasi gelişmeleri değerlendirdi.

Babacan’dan İzmir’de deprem ve ekonomi uyarısı:

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, 30 Ekim İzmir depreminin 6’ncı yıl dönümünde geldiği kentte hem afet hazırlıklarını hem de ülke gündemindeki ekonomik ve siyasi gelişmeleri değerlendirdi.

Babacan’dan İzmir’de deprem ve ekonomi uyarısı:
30 Ekim 2026 - 11:17

Deprem bölgesinde incelemelerde bulunacaklarını belirten Babacan, kentsel dönüşümde insan hayatının öncelenmesi gerektiğini söyledi. Sermaye piyasalarındaki dolandırıcılık iddiaları için sorumluların görevden alınmasını ve TBMM’de araştırma komisyonu kurulmasını isteyen Babacan, belediye başkanlarının parti değiştirmesine de tepki gösterdi.

İzmir depreminde 6 yıl: “Neler yapıldı, neler yapılmadı bakacağız”

DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Muhammet Yılmaz’ın ev sahipliğinde il başkanlığında basın toplantısı düzenleyen Ali Babacan, 30 Ekim 2020’de meydana gelen ve 117 kişinin yaşamını yitirdiği depremin yıl dönümünde İzmir’de olduklarını söyledi. Deprem bölgesinde yerinde incelemeler yapacaklarını ve ilgili derneği ziyaret edeceklerini belirten Babacan, kentin afetlere karşı hazırlıklarının hızlandırılması gerektiğini vurguladı.

İzmir’in deprem riski taşıyan bir kent olduğunu hatırlatan Babacan, bilimsel verilerin ve tarihsel kayıtların bu gerçeği ortaya koyduğunu ifade etti.

Babacan, “Depremin yıl dönümünde gelişmeleri inceleyip neler yapılmış, neler yapılmamış diye bugün buradayız. 117 vatandaşımıza rahmet diliyorum. Deprem geliyorum diyor. Jeoloji uzmanları, tarihsel veriler ve bilime dayanan çalışmalar bunu gösteriyor. İzmir deprem bölgesinde olan bir ilimiz. Hızlı şekilde hazırlanması gerekiyor” dedi.

“Rant gözlüğünü çıkarın, önce insan canını düşünün”

Depreme hazırlık ve kentsel dönüşüm politikalarının merkezinde insan hayatının bulunması gerektiğini savunan Babacan, rant odaklı yaklaşımların afet riskini ortadan kaldırmayacağını söyledi.

İzmir’in sahip olduğu potansiyelin yeterince değerlendirilemediğini ifade eden Babacan, merkezi yönetimin deprem politikalarına yönelik eleştirilerini şu sözlerle dile getirdi:

“İzmir’e çok yazık oluyor. Bu ülke daha iyi yönetilmeye layık. Her şey var ama yeter ki bu kapasite iyi değerlendirilsin. Deprem önemli ve geniş bir konu. Mesele depremse öncelikle ülkeyi yönetenlerin rant gözlüğünü çıkarması lazım. Önce insan canı için bakın. Rantın peşinde koşarsanız depremi çözemezsiniz. Yıllardır hâlâ ders alınmıyor. Alınması ibretlik.”

Sermaye piyasaları için 25-30 kişinin görevden alınmasını istedi

Basın toplantısının önemli gündemlerinden biri de sermaye piyasalarında yaşanan gelişmeler ve fon soruşturması oldu. Piyasalardaki süreci doğal bir dalgalanma olarak görmediğini belirten Babacan, Türkiye’nin ciddi bir güven sorunuyla karşı karşıya olduğunu savundu.

Babacan, “Ülkemiz maalesef sermaye piyasalarındaki deprem ve depremin artçılarıyla uğraşıyor. Bu bir doğal hadise değil. Cumhuriyet tarihinin en büyük piyasa dolandırıcılığıyla karşı karşıya kaldı” diye konuştu.

Denetim sistemlerinin teknik altyapısının tek başına yeterli olmayacağını, kamu görevlerinde bulunan kişilerin de sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini belirten Babacan, “Çalmayan ve çaldırmayan kadroların oluşması gerekiyor” dedi.

Sermaye piyasalarındaki gelişmelerin yatırımcı güvenini sarstığını öne süren Babacan, bireysel yatırımcı sayısının 7 milyondan 6,5 milyona gerilediğini söyledi. Türkiye’de 27 milyon hane bulunduğunu hatırlatan Babacan, yaşananların geniş bir kesimi etkilediğini ifade etti.

Sorumlu gördüğü kamu yöneticilerinin görevden alınması gerektiğini savunan Babacan, “Bu kuruluşların başındaki kişileri derhal görevden alın dedik. Dakikalarca geç kaldığınız anda piyasada olanlar olur. Bu işleri yönettiğini sananlar konuyla alakasız olduğu için bir an önce görevden almaları yapın. Bu insanların bir an önce görevden alınması lazım. Bu insanların birçoğu hâlâ görevde. 25-30 kişiyi hemen görevden alın” ifadelerini kullandı.

TBMM’de araştırma komisyonu çağrısı

Fon soruşturmasına ilişkin sürecin şeffaf yürütülmesini isteyen Babacan, sorumluların açıklanması ve Meclis bünyesinde araştırma komisyonu kurulması gerektiğini dile getirdi. Mevcut yapının süreci yönetmekte yetersiz kaldığını ileri süren Babacan, 5-7 kişiden oluşacak yeni bir acil görev gücü kurulmasını önerdi.

Babacan, “Görev gücü kurulması gerekiyordu. 5-7 kişi arasında yepyeni bir acil görev gücü kurulması gerekiyordu. Fon kurulu hantal bir kurul. Oradaki kimse bu konudan anlamaz. Erime devam ediyor. Dolandırıcılığın olduğu bir erime değil. Türkiye’nin sanayisi eriyor” dedi.

TBMM’de 15-20 kişilik bir araştırma komisyonu kurulmasını istediklerini belirten Babacan, sorumluların açıklanmamasının piyasalardaki güvensizliği derinleştireceğini savundu.

“Buradan sesleniyorum. Bu listeyi açıklamaz ve bu komisyonu kurmazsanız, bunun üzerini örtme eğiliminde devam ederseniz piyasalardaki kötü eğilim devam eder. Suçluların cezalandırılması lazım. Çalanın yanına kalırsa bu konu bundan sonra Türkiye’nin sermaye piyasalarında asla yatırım olmaz, kimse gelmez” diyen Babacan, yatırım ortamının yeniden tesis edilmesi için hesap verebilirliğin şart olduğunu söyledi.

“Güven olmazsa faizler yüksek olur”

Ekonomik tabloya ilişkin değerlendirmelerinde kamu bütçesindeki faiz giderlerini de gündeme getiren Babacan, yüksek faiz ödemelerinin kötü yönetim ve ülke riskinin bir sonucu olduğunu ileri sürdü.

Babacan, “TBMM’de bütçelerde en büyük harcama kaleminin faize harcandığını görüyoruz. 4 trilyonluk faiz ödemesinden bahsediyoruz. Güven olmazsa faizler yüksek olur. Kötü yönetim ve yüksek risk ülkemizi böyle durumlarla karşı karşıya bırakmış durumda” diye konuştu.

Ekonomik ve siyasi sorunların aşılması için adalet, dürüstlük ve istişarenin esas alınması gerektiğini belirten Babacan, bu ilkelerin kamu yönetiminde yeterince uygulanmadığını savundu. TBMM’nin karar alma süreçlerinde en önemli istişare mekanizması olduğunu ifade etti.

“Özgür basın hayat kurtarır”

Basın ve ifade özgürlüğünün yalnızca demokratik bir hak değil, aynı zamanda toplumsal denetimin temel araçlarından biri olduğunu söyleyen Babacan, deprem riski taşıyan bölgelerdeki kaçak yapılaşmanın ve sermaye piyasalarındaki usulsüzlük iddialarının ortaya çıkarılmasında özgür basının rolüne dikkat çekti.

Babacan, “Özgür basın hayat kurtarır. İfade ve basın özgürlüğü varsa bu çok geniş bir denetim alanı oluşturur. Deprem için iyi olmayan bir zeminde kaçak yapılaşma başlayınca haberlerle engellenmiş olur. Fon meselesinde basın özgür olsaydı, rahat konuşulsaydı bunlar ifşa edilerek büyümesinin önüne geçilebilirdi” ifadelerini kullandı.

Fon soruşturması sonrasında yaşanan gözaltı ve tutuklamalara da değinen Babacan, sürecin şeffaf yürütülmesi gerektiğini belirterek, basın ve ifade özgürlüğünün bulunmadığı bir ortamda demokratik denetimin sağlanamayacağını söyledi.

Parti değiştiren belediye başkanlarına seçmen iradesi tepkisi

Babacan, belediye başkanlarının seçim sonrasında parti değiştirmesine ilişkin değerlendirmesinde ise seçmen iradesinin korunması gerektiğini vurguladı. Seçim döneminde partilerin rekabet ettiğini, seçim sonrasında ise seçilen yöneticilerin tüm vatandaşlara eşit hizmet götürmekle yükümlü olduğunu belirtti.

Parti değiştiren belediye başkanlarının kararlarının seçmenler tarafından değerlendirileceğini ifade eden Babacan, “Vatandaşlarımız bunları bir kenara not ediyor. Bazen havuçla, bazen sopayla bir şekilde iktidara doğru yönlendiriliyorsa vatandaş cevabı verir. İnsanların iradesini bu yollarla değiştiremezsiniz. Belediye başkanlarını seçen vatandaşın iradesinin kutsal olduğunu ve bütün olduğunu unutmamaları lazım” dedi.

Belediyelerdeki yolsuzluk iddiaları ve imar uygulamalarına da değinen Babacan, özellikle imar rantlarının önüne geçilmesi için güçlü bir yasal düzenlemeye ihtiyaç olduğunu savundu. Rantın yüksek olduğu bölgelerde benzer sorunların daha sık yaşandığını ileri süren Babacan, belediyelere ilişkin hukuki çerçeve güçlendirilmeden yolsuzlukla mücadelenin sonuç vermeyeceğini söyledi.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
30 Ekim’in kahramanları o günü unutamıyor
30 Ekim’in kahramanları o günü unutamıyor
İzmir Metrosu’nu Cumhuriyet coşkusu sardı
İzmir Metrosu’nu Cumhuriyet coşkusu sardı