<?xml version="1.0"?>
         <rss version="2.0"> 
         <channel>
         <title>Röportajlar</title>
         <link>https://www.imbathaber.com/roportajlar/</link>
         <description></description><item>
			<title>Hakkımız Hukukumuz programı yeniden başlıyor!</title>
			<description><![CDATA[Televizyon ekranlarının klasikleşen, klasikleştikçe değişen tek hukuk programı Hakkımız Hukukumuz, 13 yılında YerelİZ ekranlarında.

]]></description>
		    <news><![CDATA[Gazeteci Yazar Ali Eyce'nin hazırlayıp, sunduğu Hakkımız Hukukumuz programı yeniden yayına başlıyor.Bundan 13 yıl önce Yeni Asır TV'nin açık olduğu zamanlarda hukuk üzerinde program üretmeye başlayan ve Türkiye'de sadece hukukun konuşulduğu tek program özelliğini sahip olarak bugünlere gelen Hakkımız Hukukumuz programı, YerelİZ TV ekranlarından yeniden izleyicileriyle buluşacak.Programda yine birbirinden değerli hukukçular konuk olacak ve hukukun içinde vatandaşların haklarının ve hukuklarının neler olduğu konusunda bilgilendirmelerde bulunacaklar.
]]></news>
		    <image>https://www.imbathaber.com/images/haberler/2025/09/hakkimiz-hukukumuz-programi-yeniden-basliyor.jpg</image>
		    <thumb>https://www.imbathaber.com/images/haberler/2025/09/hakkimiz-hukukumuz-programi-yeniden-basliyor_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.imbathaber.com/hakkimiz-hukukumuz-programi-yeniden-basliyor/8742/</link>
			<pubDate>Wed, 24 Sep 2025 13:13:53 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Başkan İsmail Yetişkin Yerel İz TV&#39;de Soruları Yanıtladı</title>
			<description><![CDATA[Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin Yerel İz TV’ye konuk oldu. Asena Karcıer’in sunduğu “Manşet Var” programına konuşan Yetişkin, Seferihisar’ın kendi yönetimindekini 6 yılını anlattı.]]></description>
		    <news><![CDATA[Yerel İz TV’nin bu haftaki konuğu Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin oldu. Yerel İZ TV kanalının “Manşet Var” programına konuk olan Başkan Yetişkin, Seferihisar’a dair değerlendirmelerde bulundu.
Cumhuriyet Halk Partisi'nde geçmişte ilçe başkanlığı da yapmış nadir belediye başkanlarındansınız. Sizce masanın hangi tarafında oturmak daha zor?
İkisi de farklı farklı zor ama tabii ki yani belediye başkanlığı apayrı bir şey. İlçe başkanlığında üye ve üye kadar kişiyle muhatap oluyorsunuz ve onlara hizmet etmeye çalışıyorsunuz. Onların dertlerine dertleniyorsunuz. Ama belediye başkanlığı apayrı bir şey. Tamamen herkesi kucaklamak zorundasınız ve elinizdeki imkanlarla bütçeniz dahilinde  bir şeyler yapmaya çalışıyorsunuz. Bu da tabi Seferihisar gibi yerlerde daha zor. Normal nüfus 64 bin Seferihisar'ın ama şu anda mesela yazın 700 bin'leri 800 bin'leri buluyor. Bu da çok büyük bir nüfus farkını ortaya çıkarıyor. Bununla beraber gelen bir sürü sorun başlıyor. Altyapı sorunlarından tutun işte bir çöp toplamak bile bambaşka bir hale geliyor. Kışın normal nüfusta altı arabayla Seferihisar’ın çöpünü toplarken şimdi tam iki katına üç katına ve devamlı personel arttırarak gitmek zorundasınız. Bu şekilde devam ediyoruz yani bunların hepsi ayrı bir şey tabii ki.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin son olan kurultayında yaşanan değişimden sonra vitrin ciddi anlamda değişti. İzmir'de özellikle belediye başkanları noktasında dört kişi kaldı. Bir önceki döneme göre ve onlardan biri de sizsiniz. Bu süreç hakkında ne söylemek istersiniz?
Biz doğru yerde, doğru zamanda, doğru hareket tarzı geliştirdik kendi içimizde. Ekip olarak çok iyiydik. Ekip olarak çokca bir mücadele verdik. Aynı zamanda da tabii ki Seferihisar'da belli ekipler geldi, bunların araştırmaları yapıldı. Onlara dayanarak genel başkanımız büyük bir ihtimalle bunlara dayanarak teveccüh bizleri gösterdi. Biz de Seferihisar halkının oyunu aldık ve tekrar belediye başkanı olduk. Anketler sonucu ve gelen bir heyet vardı, mülakatlar vardı, o mülakatlar sonucu Seferihisar'da birçok esnaf gezildi. Ve sonuç olarak ortaya bizim ismimiz çıktı. E tabi benim parti geçmişim de çok eskiye dayanıyor. Ben Gençlik Kolları Yönetim Kurulu üyeliğinden tutun, Gençlik Kolları Başkanlığından, ilçe yönetim kurulu üyeliğinden, ilçe başkanlığından, kurultay delegeliklerinden, mahalle delegelikleri görev aldım. Yani partinin içerisinde partinin tozunu yutmadığım tarafı kalmadı. En son 2019'da belediye başkanlığına adaylığımızı koyduk, Belediye Başkanlığı da nasip oldu, 2. dönem de nasip oldu.
İlk 5 yıl ve bu dönemin ilk yılı bitti. Belediye Başkanı olurken Seferihisar için hedeflediklerinizin ne kadarını gerçekleştirebildiniz bu 6 yıl içerisinde? 
Bu 6 yılda söylediklerimizin yüzde 70'ini falan gerçekleştirdik. Ama tabi hem bütçesel anlamda hem de bazı işte devlet kanadındaki yazışmalardan dolayı da yapamadıklarımız oldu. Onun için yüzde 70'ine kadarını gerçekleştirdik. Bu yıl için de yeni hedeflerimiz var. Bugünkü ekonomik koşullarda çok zorlanıyoruz, ama biz verdiğimiz sözün arkasındayız. Ben hiçbir zaman bahane siyaseti yapmadım. Verdiğimiz sözleri tutuyoruz, tutmaya devam edeceğiz.
Seferihisar çok yönlü bir kent. Açıkçası hem tarım hem turizm bölgenin önemli geçim kaynaklarından ve bu da hizmet yönlülüğünü arttırmayı beraberinde getiriyor. Tarımsal üretime destek, festivaller, halkın daha uygun fiyatlı gıdaya, turizme ulaşabilmesi için çeşitli tesisler ve kültürel tanınırlığı arttırmak için birçok yeni işbirliğine imza atmış olduğunuz benim takip edebildiklerimden. Bunlar dışında Seferihisar Belediyesi'nin bu 6 yıl içerisinde vermiş olduğu hizmetlerden bahseder misiniz? 
Turizmle ilgili Türkiye'nin hiçbir belediyesinde olmayan 10 tane mavi bayraklı plajımız var. Bu anlamda günübirlik turistimiz çok oluyor. Hafta sonu ziyaretçi sayımız 100 bin'leri, 150 bin'leri buluyor. Onun dışında bağ rotası, zeytin rotası, İON rotası var. İyon rotası çok farklı bir noktaya geldi şu anda. Hem TGA tarafından hem İl Kültür Turizm Müdürlüğü tarafından desteklenen bir proje haline geldi, ve şu anda gezi rehberi listesine girmek üzere. Önümüzdeki aylarda bununla ilgili İyon belediyelerine ait bir toplantı gerçekleştireceğiz. Bu toplantıya sadece İON kentleri olan belediyeleri davet edebiliyoruz. Yurt dışı ayağı olarak bu işin iki ayağı var. Samos ve Sakız belediyeleri de buna dahil. Onlarla da irtibat halindeyiz ve konuşuyoruz. İON projesi sadece kültürel anlamda değil, yüzyıllar önce bu kentler kendi arasında birçok şey yapmış. Mesela ticaret, turizm ve kültürel faaliyetlerde bulunmuşlar. Fakat bugün günümüzde bu İON kentlerinde bambaşka bir şey var o da şudur, bugün üstünde yerleşim var. Amacımız Hem bugünkü yerleşimi insanlara gösterebilmek hem de geldiklerinde o tarihi orada tekrar onlara yaşatabilmek. O dönemin bütün sanatçıları Seferihisar’da yaşamış, Seferhisar'da ilk sanatçılar sendikasını kurmuşlar, orada birçok kültürel faaliyetler gerçekleştirmişler. Bundan dolayı Seferihisar'da sanatsal faaliyetlerle ilgili bir 3 günlük festival yapılmış. Bunun hemen akabinde Urla. o dönemde zeytinyağı ile ünlüymüş hemen orada bir üç günlük festival yapılmış. Bunun gibi ardı ardına süren festivaller yapıp Seferihisar’a gelen turist 3 gün sonra Urla'da da zeytinyağı festivalinin olduğunu biliyor olacak.
Düşünsenize şimdi Samos'ta bir turist geziyor ve orada İon kentleri arasında Seferihisar'daki Teos'un tanıtımını yapıyor. Oradaki insan feribot seferi de olduğu için muhakkak buraya gelip gezmek isteyecektir. Yani bunlar hem turizm açısından hem kültürel hem de ekonomik açıdan Seferihisar ve diğer 12 ion kentine büyük katkı sağlayacaktır.
Zeytin ve bağ rotasının üzerinden Avrupa'da da rota çiziyorsunuz. Biraz bunu da anlatır mısınız?
Bölgemizde gelişmek olan bağcılık ve zeytincilik var. Zeytincilik çok uzun yıllardan beri sürüyor ama bağ rotası gelişmekte. Gölcük, Gödence, Çamtepe, Kavakdere ve Orhanlı’yı kapsayan bir tarım ve doğa turizmi rotası oluşturuyoruz. Meclisten geçti, Avrupa’da tanıtımı için de görüşmeler yapıyoruz. 2026’da başlıyoruz.
Sosyal demokrat belediyecilik anlayışınız kapsamında neler yaptınız? Biraz da bundan bahsetmek ister misiniz?
İlk yaptığımız işlerden bir tanesi de halk market açmak olmuştu, halkla bir işbirliği var. Mesela örnek verebilirim işte kasap reyonunda bizim bölgenin hayvanlarını kesiyoruz. Yani küçük üreticinin hayvanlarını kesiyoruz ve belirli dönemlerde çok büyük indirimler yapıyoruz. Bunu halk takip ediyor. Yerel üreticilerden alınan et, süt, ürünler satılıyor. İzmir’den bile gelen var. Ucuza kaliteli gıdaya erişim sağladık. Çamlık Kafe ve Ürkmez’de denize sıfır sosyal tesisler açtık. İnsanlar ilk defa deniz kenarında uygun fiyatla çay içebildiklerini söylüyor. Fiyatlar tabi çok çok makul. Ben haftanın bir iki günü muhakkak kendim misafir gidiyorum. Bu tesisleri artıracağız.
Ve belediyeler üzerindeki hükümet baskısı... Tasarruf tedbirleri, kamuoyunda hedef gösterme ve tutuklamalar. Bu süreçlere ilişki neler söylemek istersiniz? 
Tasarruf tedbirleriyle ilgili süreç hala daha devam ediyor. Hiçbir şey değişmiş değil. Ama tutuklamalarla ilgili veremeyeceğimiz hiçbir cevap yok. Belediye başkanı olarak sosyal medyalar üzerinden birçok şey söyleniyor ama ben inanmıyorum. Kapımız açık, denetlenmekten korkmuyoruz. Suç yoksa operasyon da olmamalı. Ama "önce tutukla sonra isnat et" mantığı rahatsız edici. Tunç Soyer’i cezaevinde ziyaret ettim, zor ama moralleri yüksek.
Seferihisar geçtiğimiz günlerde orman yangınlarıyla da uğraşan ilçelerden biriydi İzmir'de. Hem orman yangını hem de sel açısından riskli bir kenti yönetiyorsunuz. Biraz geçtiğimiz orman yangınının bölgede bıraktığı hasarlarda biraz da alınan yeni bir tedbir olup olmadığından konuşalım dilerseniz. 
Seferihisar’ın yüzde 33’ü yandı. Artık neredeyse yanacak yer kalmadı. Mücadele ettik ama yalnız bırakıldık. Bu süreçte merkezi hükümetten destek göremedik. Sel riski açısından, ciddi risk altındayız. Eskiden orman suyu tutuyordu, şimdi tüm yağmur doğrudan akacak. Özellikle Orhanlı, Kavakdere, Doğanbey ve Payamlı bölgeleri çok riskli. DSİ ile önlem için yazışıyoruz.
Meclis kararıyla bir kampanya başlatıyoruz. Valilik onaylı IBAN ile bağış toplayacağız. Sanatçılar da destek veriyor. Toplanan parayla iki yıl sonunda halkla birlikte ormanları yeniden yeşerteceğiz. Bu konuda söz veriyorum.
Biraz da gelecekten bahsedelim. Seferihisar Belediyesi'nde geleceğe dönük ne gibi planlar, projeler var masada? 
Yeni bir belediye binası yapmak istiyoruz. Şu anki binamız kültür merkeziydi, tekrar asli amacına dönecek. Hem yeni belediye binası hem de gerçek bir kültür merkezi kazandırmak istiyoruz.
 
 
 
 
 
 
 ]]></news>
		    <image>https://www.imbathaber.com/images/haberler/2025/08/baskan-ismail-yetiskin-yerel-iz-tv-de-sorulari-yanitladi.jpg</image>
		    <thumb>https://www.imbathaber.com/images/haberler/2025/08/baskan-ismail-yetiskin-yerel-iz-tv-de-sorulari-yanitladi_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.imbathaber.com/baskan-ismail-yetiskin-yerel-iz-tv-de-sorulari-yanitladi/8573/</link>
			<pubDate>Wed, 13 Aug 2025 13:36:58 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>"Siyaseti kariyeri planlaması olarak düşünmedim"</title>
			<description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi CHP Başkan Vekili Altan İnanç, Yerel İz TV’ye konuk oldu. Asena Karcıer'in hazırlayıp sunduğu programda İnanç, Türkiye ve İzmir gündemini değerlendirdi.]]></description>
		    <news><![CDATA[İzmir siyasetinin önemli isimlerinden olan İzmir Büyükşehir Belediyesi CHP Başkan Vekili Altan İnanç Yerel İz TV’de konuştu. İzmir’in gündemini kasıp kavuran su sorunu ve çöp problemlerini değerlendiren İzmir Büyükşehir Belediyesi CHP Başkan Vekili Altan İnanç, 19 Mart’tan itibaren gerçekleştirilen operasyonlara da değindi.
Gençlik örgütlerinden bu yana çeşitli görevlerde yer aldınız. Önce meclis başkan vekilliği ilk dönem bu dönemde de grup başkan vekilisiniz. Bu siyasi yolculuk devam edecek mi? Olası bir erken seçimde yeni bir adaylık görecek miyiz?
Süleyman Demirel, “Siyasetin giriş kapısı var, çıkış kapısı yok” demiş. Benim yolculuğum da devam edecek. 12 Eylül öncesinde ruhumuza işleyen siyasi düşünceler bizi siyasetin içine etti.1989'dan sonra Sosyal Demokrat Halkçı Parti'ye üye oldum. O zaman İzmir dört ilçeydi. Konak, Karşıyaka, Buca ve Bornova. Narlıdere ilçesinde Gençlik Kolları Başkanlığı ile siyasi yaşamım başladı. Şu an grup başkan vekilliği görevini yapıyorum. Buradan sonrasını siyaseti bir kariyer planlaması olarak hiç düşünmedim. Siyaseti hep toplum için yaptım. Ben bu dönemki kadar demokrasinin bu kadar askıya alındığı, yargının bu kadar siyaset üzerinde vesayet sahibi kılındığı bir başka dönem hatırlamıyorum. Onun için planlama yapamıyorum. Sonrası ne olur bilmiyorum.
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde grup başkan vekilliği görevine getirildiğiniz süreçte birçok siyasi kulisler yapıldı. Siz süreci bir görev değişimi olarak mı değerlendiriyorsunuz yoksa bu değişiklik siyasi bir tercih miydi?
Burada birisi başarısız oldu, onun yerine bir başkası tercih edildi denilirse bu biraz Levent Abiye haksızlık olur. Yani Levent Abi görev yaptığı sürede o da objektif ve kriterleri esas alarak görev yaptı, partimize hizmet etmeye çalıştı. Yani bir değişim zorunluluğu muydu? Zorunluydu. Ama bu ben geldim çok iyi oldu, o yaptı ya da yapamadı gibi algılanmasın. O günkü siyasi konjonktür öyle gerektirdi. Partimin önerdiği görevi hiçbir zaman reddetmem. Yani ortada bir parti içi sorun, ve çekişme gibi anlaşılsa da öyle bir durum olmadı. Bir çekişmemiz, bir yarışmamız söz konusu değildir. Yine uyum içerisinde, yine birbirimizi dinleyerek, yine birlikt meclisi de grubu da yönetiyoruz. Meclis Başkanlığı biraz daha temsil görevi. Belediye başkanını temsil ediyorsunuz, meclise gelmediğiniz zaman meclisi yönetiyorsunuz. Grup başkan vekilliğinin daha siyasi bir görev olduğunu düşünüyorum. Örgütlerimiz ve belediyemiz arasında görüş alışverişini saplayan bir köprü görevi olarak görüyorum. Onun için hem örgütlerimizi dikkatle dinleyip hem de belediyemizi, belediyemizin uygulamalarını, başkanımızı, başkanımızın uygulamalarının örgüte doğru anlatılması anlamında da bir görev yaptığımı düşünüyorum.
Hem Şenol Aslanoğlu'nu hem Cemil Tugay'ı temsil ettiniz ve etmeye devam ediyorsunuz. Sizce hangisiyle çalışmak daha zor?
Her iki görevin de zorlukları var. Cemil Başkan’la çok zorlanmadım çünkü sınırlı ve çerçevesi belirli bir görev yapıyorum. Cemil Başkan’la keyifli çalıştım. Şenol Başkan'ın zaten çok naif diyaloga çok açık bir yapısı var. Şenol Başkanımız nerede olursa olsun onu temsil ediyorum. Ben her ikisiyle de iyi çalıştım, umarım başkanlarımız da böyle düşünüyorlardır.
CHP İzmir İl Başkanlığı ve İzmir Büyükşehir Belediyesi zor zamanlardan geçiyor. 1 Temmuz operasyonuna ilişkin ne söylemek istersiniz?
İzmir operasyonu da 19 Mart'tan başlayan operasyonların tamamı da siyasi gerekçelerle yapılmış operasyonlardır. İzmir’de de durumun böyle olduğunu düşünüyorum. Bu durum Türkiye'de demokrasinin kesintiye uğratılmasıdır. Kendi ayağıyla savcıya gidip, adliye gidip ifade verebilecek insanların, sabaha karşı evlerinden, çocuklarının yanından, eşinin yanından böyle büyük bir gürültü çıkararak alınmasının bir algı operasyonu olduğunu düşünüyorum. Hangimize bugün söyleseler, e devletten bir tebligat aldığımızda koşa koşa gidip ifademizi verebiliriz.
Bu sürecin operasyonlardan sonra en çok konuşulan kısmı da İzmir'deki bir kentsel dönüşüm süreci oldu. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, süreci devraldıklarını, evlerin yapılacağını söylemişti. İzmir Büyükşehir Belediyesi bu evleri nasıl teslim etmeyi planlıyor? Herhangi bir mutabakat var mı meclis grubu arasında?
En baştan şunu söyleyeyim yaşadıklarımızın kooperatifçilik kavramını tümden yanlışmış gibi göstermesi, anlatması doğru değil. Kooperatifçilik çok doğru bir yöntem. Kooperatifçilik sosyal demokratların işidir. İzmir'de yaşadıklarımızda sorunlu olan kısımlar olabilir, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin kentsel dönüşüm alanı ilan ettikleri yerde dönüşüm için arsa olarak kullandığımız yerde konutlarını aldığımız yurttaşlarımız, hemşerilerimiz var. Mağdur olan tüm vatandaşlarımıza belediye kira yardımı yapıyor. İnşaatların devam etmesi için gerekli ücretler çok arttı. İnşaatların zamanında yapılamaması, bitirilememesinin en önemli nedeni de budur. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin teminat olarak arsasını aldığı yurttaşlara, hemşehrilerine binalarını verme zorunluluğu vardır, onlar verilecektir. İzmir Büyükşehir Belediyesi üzerine düşen sorumluluğu yapacaktır.
İzmir iki büyük sorunla karşı karşıya, Çeşme’de başlayan ve il geneline yayılan bir sus sorunu var. Bunun yanı sıra bir de çöp meselesi var. İki konuya ilişkin neler söylemek istersiniz?
Su sorunu küresel ısınmayla birlikte bütün dünyanın bütün ülkemizin sorunudur. Su sorunun çözümü yeni su kaynakları bulmak, yeni su kaynakları yaratmak. Yeni su kaynaklarını devlet su işleri yapacak, oradan da belediyeler devlet su işlerinin yarattığı, bulduğu su kaynaklarını yurttaşlara dağıtacak. İzmir'de su kaynağı sorunu var, yeterince yatırım yapılmamış. Önerilen projeler var bunlar konuşulur fakat şu an gerçekten İzmir’de kullanma suyu anlamında sorunumuz var. Dolayısıyla da şu an tüm hemşehrilerimizden tasarruf etmelerini istiyoruz. Geleceğimiz için her tasarruf çok önemli, belediye olarak biz de gerekli özeni gösteriyoruz. Tabii bir yandan da merkezi hükümetl belediyemizin projelerini birleştirip hızla yeni su kaynakları yaratılmasına çalışmak lazım.
Üzülerek söylüyorum ki çöp sorunu bugünün sorunu değil.Rahmetli Piriştina'dan Sayın Kocaoğlu'na kadar İzmir'de çeşitli yeni çöp depolama alanları, Harmandalının dışında yeni çöp depolama alanları arayışı hep vardı. Harmandalalı artık mahkeme kararıyla kesinleşmiş olup bir gram bile dökülemez bir noktada. Yeni bir çöp alanı yaratmaya çalışıyoruz. Çevre Şehircilik Bakanlığıyla bizim bürokratlarımız görüşüyorlar. Umarım çok kısa sürede bir sonuç alınabilir.
Kongreler geldi, meclis üyeleri kararının geleceği konuşuluyor. Genel merkezin bu tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Acaba bu kararı almaya niye ihtiyaç duymuşlardır? Bence üzerinde düşünülmesi gereken şey budur. Yani belediye çalışanlarının delege olmamasını neden ya da delege olmasını neden istenmemiş, önlenmiştir? Şöyle düşünüyorum, üye yapımız manipülasyona açık mıdır acaba? Onun için bu karar alınmıştır. Bir görev bir adama denilebilir, buna bir itirazım yok. Ben şahsen siyaset yapan herkesin seçme ve seçilme hakkını özgürce kullanabildiği parça demokrasiyi yeğleyenlerdenim. Keşke böyle bir karar alınmasaydı ama alınmıştır, Tüzüktür uyulacaktır. Yani sonuçta siyaset gönüllülük temelinde bir iş, İnsanlar zaman ayırıyorlar geliyorlar sorunlarla ilgileniyorlar, partiliye çalışıyorlar, bunu yapan arkadaşlarımız, belediye çalışanı da olabilir. Ayrıca işte izin almıştır veya işte mesai saatinin dışında, partiye emek vermiştir, çalışmıştır. Ama sen delege olma demek haklı değil. Bunu söylemek isterim.
Şimdi bugünden siyasete atıldığınız o ilk ana Gençlik Kolları Başkanlığı dönemine dönseniz ne derdiniz? Neyi yapma ya da neyi yap derdiniz?
Çocuklarımdan ve eşimden özür dilemem gerekiyor. Çünkü gerçekten siyaset yaparken ihmal ediyorsunuz. Ben kızımın nasıl büyüdüğünü hatırlamıyorum, aile tarafını ihmal ediyorsunuz, ister istemez ediyorsunuz. ekonomik olarak da kendimden örnekleyeyim. Zor oluyor siyasette kendi kaynağını kendi kullanan insanların, ki sosyal demokrat partilerde böyle oluyor bu iş. Neyi yapardım, neyi yapmazdım, galiba gene yapardım yaptıklarımı. Pişmanlığım var tabii ki. Yani dönem dönem ya keşke dediğim de oluyor ama yapılan işin bir toplumsal fayda olduğunu düşündüğüm için onu bir doyum gerekçesi sayıyorum. Siyasetin içinde olmaktan mutluyum.
 
 ]]></news>
		    <image>https://www.imbathaber.com/images/haberler/2025/08/siyaseti-kariyeri-planlamasi-olarak-dusunmedim.jpg</image>
		    <thumb>https://www.imbathaber.com/images/haberler/2025/08/siyaseti-kariyeri-planlamasi-olarak-dusunmedim_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.imbathaber.com/siyaseti-kariyeri-planlamasi-olarak-dusunmedim/8557/</link>
			<pubDate>Thu, 07 Aug 2025 16:52:11 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>SAKİN MİZAÇ, ÇALIŞKAN BAŞKAN: ŞENOL ASLANOĞLU</title>
			<description><![CDATA[Siyasetin alışık olduğumuz sert mizaçlı, kır saçlı ve her şeye kızan erkek yöneticilerine karşı toplumun birçok kesiminde oluşmuş olan ön yargıyı kıracak sakinliğiyle, hatta özlenen nazik siyasi üslubuyla iki yılı geride bıraktı CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu… ]]></description>
		    <news><![CDATA[Röportaj: Asena Karcıer
Kulağa kısa bir süre gibi gelse de hem Türkiye hem İzmir hem de CHP için son derece karışık geçen bu iki yılda büyük Türkiye depreminden İzmir yangınlarına, iki turlu genel seçimden kurultaylı genel başkan değişikliğine kadar birçok süreç yaşandı. Olmaz denilenin olduğu, ezberlerin bozulduğu ve tabii sadece ülkede değil, parti içi dengelerin de tepeden tırnağa değiştiği bu iki yılda sakin mizacı, sadece politika konuşuyor oluşu ve çalışkanlığıyla dikkat çeken Başkan Şenol Aslanoğlu’na geçen iki yılı, parti içi dedikoduları, İzmir gündemini ve geleceği sorduk. Yakın çalışma fırsatı da bulduğum Sayın Aslanoğlu’na filtresiz bir şekilde tüm soruları yanıtladığı için teşekkür eder, siz saygıdeğer okuyuculara keyifli okumalar dilerim…


	Gözlemlediğimiz üzere sizin de mevkidaşınız AKP İl Başkanı Bilal Saygılı’nın da sakin bir mizacı var. Hatta Bilal Saygılı, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Cemil Tugay ile birlikte bakanlığı ziyaret ederek körfezin temizliği konusunda görüşmelerde bulundu. Ancak bunun üzerine AKP İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan çıkarak Bilal Saygılı’nın ‘CHP tarafından oyuna getirildiğini, boşluğuna denk geldiğini’ ima eden cümleler kurdu. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz; Saygılı’yı ‘oyuna getirdiniz mi’ ve İzmir için merkezi hükümetle bir uzlaşı sağlanabilir mi?
	Ben bu arabuluculuk tavrının en başından beri samimi olmadığını söylüyorum, hala da aynı yerdeyim. Evet, tarif ettiğiniz gibi sakin bir yapım ve mizacım var, birini kötüleyerek ya da bel altı vurarak siyaset yapmayı doğru bulmuyor, hatta bunun bir politika olduğunu da düşünmüyorum. Politikanın temel amacının vatandaşa hizmet etmek olduğunu ve biz politikacıların da daha iyi hizmet edebileceğimizi vatandaşa anlatıyor olmamız gerektiğini düşünüyorum. Dolayısıyla onların da gelip bunu anlatıyor olmasını bekliyorum. Ama ne anlatacaklar? ‘Gel elektrik fabrikasını İzmir’e ver’, ‘vermem’; ‘parasıyla alalım’, ‘vermem’; ‘gelin körfezi temizleyelim’, ‘temizlemem’… Madem İzmir’i seviyorlar, samimi bir şekilde adım atmak istiyorlar elektrik fabrikasını versinler; madem İzmir’i seviyorlar, körfezle ilgili tek bir somut adım atsınlar. Bugün Gediz‘den gelen kirliliği hepimiz biliyoruz. Bunun için Çevre Bakanlığı olarak hiçbir iş yapma, sonra da dön ‘burası kirleniyor’ de. Yine hepimiz biliyoruz ki, burası sadece İzmir’in ya da İzmirlinin kirliliği değil. Bu yüzden burada İzmirliler olarak İzmirli duruşu sergilemeliyiz. Mensup olduğumuz siyasi partiden, ideolojik görüşümüzden bağımsız bir İzmirli olarak İzmir’e katkı koymak için elimizden geleni yapmalıyız ve tabii göstermelik işlerle İzmir’i seviyormuş gibi davranırlarsa da bugüne dek olduğu gibi bugünden sonra da gür bir sesle söylemeye devam ederiz. En basitinden biz 2025 yılı için İzmir’e harcayacağımız bütçeyi söyledik, AKP de söylesin. Çıksın İzmir’e yeni yılda ne kadar harcama yapacaklarını, bu harcama ile neleri İzmir’e kazandıracaklarını kalem kalem açıklasınlar. Bir tane işi de gelip sadece merkezi bütçe ile yapsınlar. Merkezi hükümet birçok yerde belediyelerin işini yapıyor. Ben size örneklerini vereyim: Spor Toto ile Kiraz Belediyesi’nin ne alakası var? Kiraz Belediyesi AKP’li bir belediye başkanı tarafından yönetilirken Spor Toto, Kiraz Belediyesi’ne yer yapıyor. Menemen Belediyesi’ne devletten arsa veriyorlar, hem de değerinin altında. Bu arsayı verdikten sonra da Menemen Belediyesi’nden on katı gibi fiyata, astronomik rakamlarla geri satın alıyorlar. Şimdi bunları yapıyorsunuz ve biz bunları görüyoruz, AKP’li belediyelerin ayrı tutulduğuna ve gerektiğinde işlerinin merkezi hükumetçe yapıldığına şahidiz. Konu İzmir olunca neden bu imkanlar kullanılmıyor? Konu İzmir olunca neden bütçeden hak ettiği verilmiyor? Konu İzmir olunca neden imzalar aylarca, yıllarca bekletiliyor? İzmir’i mi sevmiyorlar yoksa oy alamadıkları yerleri cezalandırıyorlar mı? Şimdi buradan, bir kez daha tüm samimiyetimle söylüyorum: Gelsinler İzmirlinin Körfez olur, arıtma tesisi olur; herhangi bir sorununu sadece merkezi bütçeyle çözsünler. Ben de CHP İzmir İl başkanı olarak çıkayım alkışlayayım, teşekkür edeyim. Yeter ki yapsınlar!
	Bildiğiniz üzere merkezi hükümet belediyelerin SGK borcu karşısında belediyelere gönderecekleri bütçeden kesinti yapacağını duyurdu. Listede İzmir Büyükşehir Belediyesi de var. Sizce bu kesinti belediyelerin çalışmalarını etkileyecek mi ve bu hamlenin altında yatan asıl neden ne?
	İzmir Büyükşehir Belediyesi üzerinden örnek verecek olursam, Aziz Bey’in son döneminden itibaren Türkiye ciddi bir ekonomik burhanla karşı karşıya kalmaya başladı. Bunu siz de, aileniz de hissetti; aynı şekilde ilçe ve büyükşehir belediyeleri de hissetti. Zaten uzun süredir bu sıkıntılı duruma alışkın belediyeler. Ama şu an yapılmaya çalışandan medet umanın çok daha zarar göreceğine inanıyorum. Çünkü ben ve benimle birlikte 185 bin yol arkadaşım sokak sokak dolaşıp diyoruz ki: ‘Mahallenize park yapılmasını engellemek için yapıyorlar’, ‘Eğer bu işi böyle yapmasalardı parkınız yapılacaktı’, ‘Bugün büyükşehir belediyesinin 900 milyon parasını aldılar elinden’! ‘900 milyona kaç kilometre asfalt yapılırdı hiç düşündünüz mü?’… Yani anlatmak istediğimiz şu ki, İzmir’in parasını bir kez daha hükümet alıyor elinden. Biz zaten vergi ödüyoruz, bu vergiye karşılık hükümet hakkımız olanı vermiyor, bir de yetmiyormuş gibi bugüne dek verdiğini iddia ettiği vergi karşılığının da yarısına el koymaya çalışıyor. Para zaten bizim paramız, para İzmirlinin parası; bunun CHP’li belediye başkanı Cemil Tugay’la ödeşmek için kullanılması hemşehrilerimiz tarafından nasıl hoş karşılanabilir? Her şeyden önce AKP İl Başkanı 

 Bilal Saygılı’nın ailesi nerede yaşıyor, İzmir’de değil mi? İzmirli hak ettiği ödeneği alamadığında, hak ettiği hizmeti göremediğinde temsil ettiği AKP’nin İzmir üyeleri bu durumdan etkilenmeyecek mi? En basiti mezar yeri sorunu… İzmir’de neredeyse gömü yapacak yer kalmamış durumda. Bunu dini değerlere önem verdiğini iddia eden bir partinin temsilcilerine basın yoluyla defalarca söyledik, iletişime geçmek, İzmir için ortak bir çözüm bulmak için her yolu denedik. Hala mezar yeri için izin vermiyorlar. Yerlere onay vermedikleri gibi yer de göstermiyorlar. Bizim bu konuda vicdanımız rahat; İzmirli, hakkını vermeyenlere karşı durmaya devam edecek ve her dönem olduğu gibi yine sesini yükseltecektir. 


	Şu an İzmir’in gündemlerinden biri de ÇEDES. CHP İzmir İl Başkanlığı olarak hem ÇEDES’e karşı toplantılar düzenliyor hem de Bornova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde nöbet tutuyorsunuz. ÇEDES için neden İzmir’i seçtiklerini düşünüyorsunuz ve ÇEDES’e karşı mücadelenizi nasıl sürdüreceksiniz?
	Öncelikle belirtmeliyim ki, ÇEDES’i durduruna kadar mücadeleye devam edeceğiz, bu işi anlatmaya özellikle gayret ediyoruz ama bu konuda ısrarcı olurlarsa bizim de eylemselliğimiz bu doğrultuda artar ve sertleşir. Şu an bütün ilçelerimiz Bornova örgütümüzle birlikte ÇEDES’e karşı nöbet tutuyor, bütün taraflarla oturuyor ÇEDES’e karşı ortak bir mücadele planı ortaya koymaya çalışıyoruz. Benim kişisel fikrim İzmir’in özellikle seçilmiş olması, AKP tarafından İç Anadolu ya da Güneydoğu Anadolu bölgelerinde argüman bulmak için. Başka bir deyişle, burada yaptığımız eylemlerin herhangi birinin yanlış anlaşılması halinde koşa koşa gidip bu bölgelere anlatmak için beklediklerini tahmin ediyorum. Çünkü o bölgelerde, kale gördükleri yerlerde eriyorlar. Bu yüzden ‘gavur İzmirliler, zaten dine karşılar’ gibi argümanlarla kitlelerini bir arada tutmaya çalışacakları aşikar. Bu yüzden de İzmir’i seçtiklerini düşünüyorum. Ancak tüm bunlara rağmen biz tavrımızı net cümlelerle ifade ediyoruz: Bu uygulama, bu toplumu bölme işleminin bir parçasıdır. Bu toplumda mezhep çatışması yaratmak için attıkları adımlardan biridir. Onların din eğitimi verme gibi bir amacı olduğunu hiç sanmıyorum, öyle olsa bu proje için pedagojik bir formasyonu olmayan Kur’an kursu eğiticisi atamazlardı. Biliyoruz ki eğitim bu işin hiçbir yerinde yok. Daha çok farklı mezheplere sahip çocukları birbiriyle ayırmak ve bu ayırmanın getirdiği sorunları ortaya çıkarmak istiyorlar. Bu yüzden velilere seslenmek istiyorum: Bu proje için ayrılan çocuklar bir süre sonra oyun oynarken de ayrılacaklar. Bu da eğitimde eşitliği ortadan kaldırdığı gibi akran zorbalığını doğuracak. Hatta bu ayrılmalar artarsa birkaç yıl sonra Suriye olacağımızı da fark etmeli kıymetli veliler. Ben özellikle muhafazakar ailelere sesleniyorum: Gelin akılla, vicdanla, bilimle din eğitimini nasıl alır çocuklarımız bunu tartışalım, bunun doğru yöntemini bulalım. Çocuklarımızı pedagojik formasyon almamış kişilere emanet etmeyelim. Listede anaokulları bile var, tam da bu yüzden çocuklarımızın daha soyut düşünce yapısı bile gelişmemişken çocuklarımızı formasyonu olmayan eğiticilerin eline bırakmayalım. Unutmayalım bu çocuklarımızı bugün ayırırsak vatan o zaman bölünür, buna izin vermeyelim!
	Biraz da CHP’den konuşalım isterim… CHP tarihinde ilk kez bir genel başkan seçimle değişti. Bu değişimle birlikte genç ve kadınlar vitrinde daha çok yer alırken, parti tüzüğü baştan ele alındı ve son olarak da parti programı hakkında çalışmalar başladı. Bu değişim çok soruldu, ancak ben farklı olarak değişimin geçmişini değil, geleceğini sormak istiyorum. Bu değişim nasıl devam etmeli ki, CHP’yi mutlak bir başarıya, genel seçimlerde iktidara götürsün?
	CHP’nin iktidar olması için bir şeyi muhakkak ve çok kısa bir süre içerisinde yapmalıyız; o da vatandaşa iktidara geldiğimizde ne yapacağımızı anlatabilmek ve anlatırken de tüm vaatlerimizi hayata geçirebileceğimizin güvenini vermek. Çünkü şu an açık bir şekilde görüyoruz ki, Türkiye’de inanılmaz bir kararsız kitle var. Geçmişten çok alışık olduğumuz bir durum değil bu. Bu da bize AKP’den ya da MHP’den duygusal olarak kopmuş bir seçmenin olduğunu, hatta yerel seçimde bize oy vermiş olduklarını ama genel seçim için henüz tam anlamıyla ‘CHP bu işi yapacak’ diyemediklerini ölçtüğümüz bir kitlenin olduğunu gösteriyor. Bizim işimiz şimdi onlara ‘bu işi yapabileceğimize’ ilişkin güven vermek. Özetle, bir ne yapacağımızı anlatabilmemiz, bir de durduğumuz yerin gerçek ve samimi olduğunu anlatabiliyor olmamız lazım. Yeni parti programımızla da seçmen bunu net bir şekilde görecektir. Ancak belirtmek gerekir ki, seçmen ne Türkiye’de ne de dünyada hızlıca hareket eden ya da aksiyon alan bir aktifliğe sahip değildir. Genelde kararları daha yavaş değişir. Bizim de yerel seçimde aldığımız başarı, genel başkanımız Sayın Özgür Özel‘in tabiriyle cam tavanı kırmış olmamız, bir süreçtir. Özellikle CHP’nin son on yıl boyunca kendini daha iyi anlatabilmeyi başarmasından ve güçlü örgütümüzün Türkiye’deki sol partilere karşı oluşmuş ön yargıyı kırmış olmasından kaynaklanmıştır. Şimdi de bu kararsız seçmeni sürecin bir parçası haline getiriyor olmamız gerekiyor. İzmir’de bunu başarmaya başladığımızı düşünüyorum. Saha gezilerimde de çok sık gözlemliyorum bunu. Mesela bir kesim sürekli olarak ‘İzmir seçmeni CHP’ye kızgın’ diyor, bunu diyenler kesinlikle haklı. Evet, İzmir seçmeni bize kızgın, bana sürekli olarak ‘Senin çok çalışman lazım AKP gitsin diye’ diyor. Yani İzmir’in seçmeni bize hala AKP iktidarını gönderememiş olduğumuz için kızıyor. Gördüğümüz üzere seçmenin beklentisi yüksek, bizim hedefimiz iktidar; tam da bu yüzden CHP’nin ilk genel seçimlerde iktidar olacağına canı gönülden inanıyorum. 
	Gelelim parti içi yarışa… Yerel seçimlerde CHP hem Türkiye genelinde hem de İzmir’de iyi bir başarı elde etti. İzmir’in biri MHP’nin, biri AKP’nin kazandığı olmak üzere 2 ilçesi hariç tüm ilçelerini kazandınız. Seçimden bugüne henüz 9 ay geçti, ancak çok erken olmasına rağmen bazı belediye başkanları büyükşehir belediye başkanlığı için çalışmalara başladı. Gençlik ve kadın kolları kongrelerinde de bu yarışın ortaya çıkardığı gerginlik net bir şekilde gözlemlenir hale geldi. Siz ise tarafsız bir gözle süreci izleyenlerden oldunuz. Aynı gözle bu sürece ve yaklaşan ilçe kongre takvimine ilişkin neler söylersiniz?
	Bizim partide özellikle son dönemlerde mayıs ve haziran ayından önce kongre takvimimiz başlamıyor. Ancak bu kez biraz farklı işleyebilir süreç. Özellikle il başkanları olarak bizim 2025 Kasım’a kadar bir ön seçim çağrımız var. Dolayısıyla bu sürecin sonrasında kongreleri başlatmayla ilgili görüşler ortaya çıkmış durumda. Henüz bir netlik olmadığını söylemek daha doğru olacaktır ama tabi ki takdir genel merkez yönetimimizindir. Uygun gördüğü tarihte bütün bu süreçleri hazırlar ve yürütürüz. Tam bu noktada itiraf etmek gerekir ki, içe döndüğümüz takdirde, yani kongrelerimiz olduğu zaman örgüt tamamıyla içe dönüyor yönünü. Bu dönem tam aksine içe değil, dışa dönmemiz, çalışmamız gereken, vatandaşa iktidarın yönetemediğini ve CHP’nin de iktidara hazır bir alternatif olduğunu anlatmamız gereken bir dönem. 

Gözlemlediğinizi söylediğiniz gerginliğe ilişkin de birkaç şey söylemem gerekirse… Ben CHP’li olan herkesin anasının ak sütü gibi helal olduğunu düşünüyorum herhangi bir makamı talep etmesinin. Herkes büyükşehir belediye başkanı olmak isteyebilir, herkes il başkanı olmak isteyebilir, hatta genel başkan yardımcısı ve genel başkan da olmak isteyebilir. Öyle ki, bir partilinin İzmir İl Başkanı olmak istemesi kadar doğal başka bir durum da yoktur. Bu görevleri isterler ama bu arada bir tartışma çıktı mı, bu tartışma devam ediyor mu derseniz, yok. Kaldı ki ben basının aksine böyle bir tartışma da gözlemlemiyorum. Elbette göreve yeni gelindiğinde bir alışma süreci oluyor, bu özellikle belediyelerde müdürlüklerden personele kadar daha çetrefilli bir süreci kapsıyor. Bu alışma sürecinde yetki karmaşası ya da herhangi bir başka sorundan kaynaklı olarak küçük problemler çıkar mı, çıkar, çıkmıştır da. Ama dediğim gibi ben çok uzun süredir CHP İzmir örgütünde ciddi bir tartışma, birbirlerine karşı herhangi bir olumsuzluk ya da il başkanı veya büyükşehir belediye başkanına karşı bir olumsuzluk görmüyorum. 


	Son olarak il başkanlığından alınacağınız yönünde birçok dedikodu çıktı. Hatta geçmişte görev almış bazı partililer bunu basın önünde de dillendirdi. Siz bu dedikodulara ilişkin neler söylemek istersiniz?
	Biz CHP İzmir İl Başkanlığı olarak 185 binlik büyük bir aileyiz, 5 - 10 tanesi sizin gazeteci olarak her dönem dikkatinizi çekiyor ve sürekli olarak bu aynı kişiler üzerinden konuşuyorsunuz, konuşuyoruz. Dolayısıyla bu kişilerden bu huy çıkmaz diyebilirim. Ama bir yerde de haksızlık yapmayayım kimseye. Bu parti kurultay sonraki süreci ilk kez yaşadı ve ‘bunun da böylesi etkileri olabilir’ diye baktıkları bir süreç geliştiği için de bu tarz söylentiler geçmiş dönemlere göre daha fazla çıkmış olabilir. 

Kaynak: Yerel Politika Dergisi

 
 ]]></news>
		    <image>https://www.imbathaber.com/images/haberler/2025/01/sakin-mizac-caliskan-baskan-senol-aslanoglu.jpg</image>
		    <thumb>https://www.imbathaber.com/images/haberler/2025/01/sakin-mizac-caliskan-baskan-senol-aslanoglu_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.imbathaber.com/sakin-mizac-caliskan-baskan-senol-aslanoglu/7805/</link>
			<pubDate>Thu, 02 Jan 2025 15:25:35 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>" İzmir&#39;de memnuniyet oranı azalıyor"</title>
			<description><![CDATA[İntegral Araştırma Şirketi, 12-17 Eylül tarihleri arasında İzmir’in 16 ilçesinde 2 bin kişiyle telefonla görüşerek detaylı bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırmaların sonucunu İntegral Araştırma Şirketi Genel Koordinatörü Ümit Yaldız Yerel İz için yorumladı. ]]></description>
		    <news><![CDATA[Bu araştırmaların İzmir’de yaklaşık 17 yıldır periyodik olarak gerçekleştirildiğini ifade eden Ümit Yaldız, “Öncelikle kentin gündemi, sorunları, siyasal gündem ve ülke siyasetine bakışı noktasında İzmir’in nerede olduğunu anlamak bakımından yapılan çalışmalar bunlar.” dedi. 
“İzmir de yaşam memnuniyeti 2018 yılında %81, 2020 yılında %80 iken bir anda %61’e düştü” diyen Yaldız,  “Bu konuyu merkeze aldık, bu memnuniyetsizliği besleyen, hem küresel, hem ulusal, hem yerel birçok sebebin üzerinde durduk.” diye ekledi. 
İzmir de çözüm bekleyen en önemli sorun nedir?
Bu çalışmada toplam da 27 farklı sorun başlığı geldi. İzmir’de herhangi bir sorun olmadığını söyleyen %7’lik bir dilim var. Mülteci meselesi, görüşler meselesi, uyuşturucu ve güvenlik meselesi, ekonomik kriz, hayat pahalılığı gibi çeşitli sorunlar var. İzmir merkezde en önemli sorun, çöp ve temizlik sorunu. Dış ilçelere yöneldiğimizde altyapı kanalizasyon ve toplu ulaşım öncelikli sorunlar arasında yer alıyor. Kent genelinde yol ve kaldırımların kötü ve bakımsız olması gibi temel sorunlar var. Körfezin kokması gibi ciddi bir sorunumuz var. Balık ölümleri gibi yeni bir sorunumuz var.
Peki, İzmir’de yaşamaktan kimler mutsuz?
35 yaş altı, aradığını bulamayan gençler bu listenin başında geliyor. İkinci sırada kentin onlara sunduklarını yeterli bulmayan orta yaş gurubu geliyor. Üçüncü olarak siyasi kategoride AK Partililer, CHP’lilere göre daha mutsuz İzmir’de yaşamaktan. Memnuniyetsizliği sadece yerel sorunlara bağlamak yeterli olmuyor aynı zamanda ulusal ve küresel ölçekteki gelişmelerle de bu memnuniyet düşüşünde rol oynuyor. Ekonomik kriz, pandemi süreci, depremler, doğal afetler bile genel memnuniyetsizliği besliyor diyebiliriz. 
Türkiye geneli yerel seçimlerde CHP’nin başarısının altında sizce AK Partinin ve hükümetin eksikleri mi rol oynamıştır yoksa CHP’nin artıları mı daha çok rol oynamıştır? 
Araştırmada seçim sürecini anlamlandırmak açısından önemli bir soruydu. Çünkü İzmir’de 28 ilçeyi CHP kazandı. Bizim sorumuz İzmir’deki zafere ilişkin değildi, zaten 25 senedir İzmir’de kazanıyor CHP. Afyon, Kütahya, Denizli, Uşak, Manisa, Adıyaman, Kastamonu, Giresun, Bursa gibi birçok siyasal kaleyi düşüren CHP’nin ülke genelindeki başarısını anlamlandırmaya çalıştık.
İzmirlilerin %56’sı için CHP’nin Türkiye geneli zaferinin altında AK Parti’nin/hükümetin eksikleri yatıyor. Cumhuriyet Halk partisinin artıları olmuştur diyenler %15.8. İkisi de etkili olmuştur diyenler ise %26. Yani baktığımızda %40’lık bir dilim CHP’nin artıları bir şekilde kabul ediyor iken yaklaşım %70’lik bir dilim de hükümetin eksiklerine bağlıyor 31 Mart seçim sandığından çıkan zaferi. İzmir gibi CHP’ye neredeyse çeyrek asırdır iktidar sunan, kimileri için ‘kalesi olan’ bir kentin seçim zaferini daha çok iktidarın eksilerine bağlıyor olması çok önemli bir sonuçtur. Siyaseten da anlamlıdır.  
“İyi Parti cevaplarında gerileme var”
Türkiye’yi hangi parti ya da partiler daha iyi yönetir?
Ocak 2023’te, yani 14 Mayıs seçimlerinden 3 ay kadar önce yaptığımız bir çalışmada,  sadece CHP cevabı %20.6 iken bu gün %34 e yükselmiş. 10 ay önceki araştırmada 6’lı masa diye bir cevap vardı. Orada da %12’lik bir karşılık vardı.  Dolayısıyla, CHP’de gelinen noktada 6’lı masa kavramının üstüne tek başına oturmuş gözüküyor. İyi Parti cevaplarında inanılmaz bir düşüş var. %7’lerden  %1.30 seviyelerine kadar düştü İzmir’de ‘iyi parti yönetir’ yanıtları.  Yükselişte olan bir diğer parti ise Zafer Partisi. Oransal olarak Zafer Partisi yanıtları ikiye katlanmış görünüyor. 
“Sizce CHP iktidar olsa ne derece iyi yönetirdi?” Sorusunun cevabını öğrenebilir miyiz?
İyi yönetir ve çok iyi yönetir diyenlerin oranı % 30,6 orta derecede yönetir diyenlerin oranı %38. İyi yönetir ve çok iyi yönetir diyenlerde bir yükseliş var. “Türkiye’nin yeni bir siyasi partiye ihtiyacı var mı?” sorusunu en son 2020 Şubat ayında sormuşuz. Evet diyenler %44 oranındaymış. Şuan %58’e yükselmiş.
Siyasal çapraz analizde tüm siyasi parti seçmenlerinde ‘yeni parti ihtiyaç’ cevabının yüksek olduğunu görüyoruz. AK Parti seçmenleri için %47 olan yeni parti gerekli yanıtı CHP seçmenleri için %56 civarında. İyi Partideki lider değişiminin de ‘yeni parti gerekli’ cevabını oransal olarak arttırdığını görüyoruz.
CHP ya da başka siyasi partilerin seçmenleri ‘yeni bir parti kurulsun bizde ona oy veririz’ düşüncesinde olmayabilir. CHP’liler için ‘yeni parti merkez sağda kurulsun’ beklentisi yüksek iken AK Partili seçmenler CHP’nin yerini alacak bir yeni partiden söz ediyor olabiliyor. Ama her hâlükârda Türkiye geneline hitap eden yeni bir partiye olan ihtiyacın 4 yıl öncesine göre katlanarak arttığını saptamış buluyoruz. Türkiye’nin yeni güçlü bir siyasi partiye her zamankinden daha fazla ihtiyacı var. 
“Bir sonra ki cumhurbaşkanı seçiminde CHP’nin cumhurbaşkanıadayı Ekrem İmamoğlu mu, Mansur Yavaş mı, yoksa Özgür Özel mi olmalı?” sorusuna gelen yanıtları öğrenebilir miyiz?
Burada Mansur Yavaş seçeneği %37.7, Ekrem İmamoğlu %24,  Bu üçü dışında başka biri olmalı diyen %3.8, Üçü de olabilir diyen %11 var. Özgür Özel diyen 9.8, İmamoğlu ya da Yavaş olsun diyen %3 var.
İzmir’de son yıllarda yaptığımız çalışmalarda Mansur Yavaş’ın ilk sıralarda çıktığını biliyorduk ama 31 Mart seçimlerinden sonra durumun değişmiş olabileceğini, İmamoğlu’nun hem genel hem de CHP kamuoyunda elde ettiği pozisyon nedeniyle öne geçmiş olabileceğini düşünüyorduk.
Fakat gördük ki İzmir seçmeni 31 Mart öncesi yaptığımız araştırmalarda da ilk sıraya koyduğu Mansur Yavaş’tan vazgeçmiş değil.
İzmir’de yaptığımız diğer araştırmalardan biliyoruz ki İzmirli kendisini öncelikli olarak Atatürkçü sonra da milliyetçi olarak tanımlıyor. Bu iki tanım %60’ın üzerinde… Siyasal analizlerde Yavaş’ın CHP seçmenlerinde de İmamoğlu’nun önünde olduğunu görüyoruz. İmamoğlu’nun Yavaş’a üstünlük kurduğu siyasal seçmen grupları sadece DEM Parti ve TİP seçmenlerinde söz konusu. Ayrıca Yavaş’ın başta İyi Parti ve MHP olmak üzere sağ seçmenden gördüğü desteğin de bu oranlarda etkisi var tabi ki.

Kaynak: Yerel İz Dergisi

 ]]></news>
		    <image>https://www.imbathaber.com/images/haberler/2024/11/izmir-de-memnuniyet-orani-azaliyor.jpg</image>
		    <thumb>https://www.imbathaber.com/images/haberler/2024/11/izmir-de-memnuniyet-orani-azaliyor_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.imbathaber.com/izmir-de-memnuniyet-orani-azaliyor/7658/</link>
			<pubDate>Thu, 07 Nov 2024 15:19:53 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>“Önce Buca, Öncü Buca&quot; diyerek yola çıktık</title>
			<description><![CDATA[Buca Belediye Başkanı Görkem Duman ile Yerel İz Dergisi için bir röportaj yaptık. Görkem Duman, Buca da yaptığı çalışmaları ve önümüzdeki süreçte hayata geçirmeyi planladığı projeleri anlattı. İlgi ile okuyacağınızı umuyoruz.]]></description>
		    <news><![CDATA[Röportaj: Berna Vatansever


	Göreve başladığınız günden bu yana yapmış olduğunuz çalışmaları anlatır mısınız?
	Göreve geldikten sonra öncelikle yönetim kadrosunu oluşturduk.  Belediye başkan yardımcıları değişti. Müdürlüklerden 33 ünde değişiklik yaptık. Sonrasında temel hizmetlerdeki aksaklıklar ile başladık işe. Temizlik, park bahçe, yollar gibi hizmetlere öncelik verdik. Sonrasında da kendi bütçemizi hazırlamadığımız için temel hizmetleri maksimum seviyeye çekip, personel ödemelerini aksatmadan, sosyal demokrat belediyeciliği de entegre ederek yıl sonuna kadar bu şekilde ilerlemeye karar verdik.  Biz yola “Önce Buca, Öncü Buca” diyerek çıktık. Buca’yı Bucalılar ile birlikte yönetmek amacındayız. Bizim asıl makamımız sokaklardır anlayışı ile her mahallemizi sokak sokak geziyoruz. Böylece sorunları ve talepleri yerinde dinleyip çözümü konusunda ilgili birimlere talimat verebiliyoruz.

Elimizdeki imkanlarla en iyi şekilde hizmetleri yapmaya devam ediyoruz. Bunun yanında sosyal belediyecilik anlamında çalışmalar yapmaya başladık. Buca da yaşayan 0-18 yaş arası çocuk ve gençler için Diyabet Sensörü Destek Programını hayata geçirdik. Bu destek programı ile diyabet hastası çocukların insülün seviyelerini takip edebilmemiz için gerekli cihazlara erişimini sağlıyoruz.
 
Buca’da Tarım Okulu açtığınızı öğrendik. Bu konuda neler yapmayı planlıyorsunuz?


	İlçemizdeki tarım kültürünü canlandırmak için Kaynaklar Mahallesi’nde Tarım Okulu ve Atalık Tohum Merkezi’mizi açtık. Bu proje ile geleneksel ve modern üretim teknikleri, gübreleme, ilaçlama gibi konularda eğitimler vereceğiz. Ayrıca çocukların ve gençlerin toprakla buluşmasını sağlayacağız.  Pandemiden sonra tarımın önemi ortaya çıktı. Tarım okulundaki amacımız; ana okulu çağından başlayıp tüm yaşlardaki vatandaşlarımızı tarım üzerinde bilinçlendirmek, eğitmek ve bölgedeki çiftçimizi de teşvik etmek sonrasında ürettiklerini pazarlamasına da destek olmak istiyoruz. Bizim desteğimize rağmen satılmazsa belediye olarak biz satın alıp yardıma muhtaç vatandaşlarımıza dağıtmayı planlıyoruz.  

Aynı zaman da 66 dönüm tarla bağışlandı bize, o tarlayı da üretime dahil ettik. Orada ürettiklerimizi de Kent Lokantası’nda kullanacağız. Kent lokantalarında maliyetin altında bir fiyat olduğu için oradan destek veriyoruz. Ocak ayında bir kent lokantası açılmıştı, ikincisini de açtık. Üçüncüsü için tadilat yapılıyor. Birkaç hafta içerisinde onu da hizmete açacağız. Ayrıca CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in talimatları doğrultusunda “Askıda Yemek” Uygulamasını başlattık. Hayırseverlerin desteği ile büyüyecek olan proje ile ihtiyaç sahibi vatandaşların sağlıklı gıdaya ulaşmasını sağlayacağız.
Köy Enstitülerinin ilki Buca da yapılmış Kızılçullu da yapılmış zamanında. Onun için büyük önem veriyoruz. Aslında Köy Enstitüleri ile ilgili Buca’da ilk “çoban ateşini” yakmak istiyoruz. Aslında ülkemizin ihtiyacı olan bir kurum bu konuda çalışmalarımız sürecek.
 

	Kadınlara yönelik projeleriniz neler?
	Halk Eğitim Merkezi işbirliği ile 8 farklı kurs merkezinde 34 farklı alanda hobi, sanat ve meslek edindirme kursları düzenliyoruz. Kurslardan 5 bin kadın yararlanıyor. Merkezlerdeki meslek edindirme kurslarına katılan kadınlar sertifikalarını alarak iş hayatına katılıyorlar. Kadının ekonomik özgürlüğü her şeyden önce gelmeli. Kadınların ekonomik özgürlüğü olduğu zaman bazı şeylere tahammül etmek zorunda kalmıyor. O yüzden kadınlarımıza meslek edindirmeye büyük önem veriyoruz ve bu çabanın içinde olacağız. Sosyal ve kültürel konularda da her zaman kadınlarımızın yanında olacağız. Meslek edindirme kurslarını iş garantili yapacağız. Mezunların iş bulması konusunda bizzat ben çalışma yapacağım.

İşsizlikle mücadele için kurduğumuz Buca Belediyesi Sarı Masa Çözüm Merkezi İstihdam Masası işverenler ile iş arayanları buluşturmaya devam ediyor. İş birliği yaptığımız firma sayısını 274’e çıkardık. Çalışmamız kapsamında İstihdam masamıza başvuru yapan 597 hemşehrimizi iş sahibi yaptık. 


	Çocuklara ve gençlere yönelik yaptığınız çalışmaları anlatır mısınız?
	Anaokullarımızın fiziksel şartlarını iyileştirerek çocuklarımızın hizmetine sunduk. Vali Rahmi Bey, Betontaş ve Çamlıkule mahallelerimizde yer alan okullarımızda öğrenci sayısını artırdık. Bir yıl boyunca eğitim ihtiyaçlarını karşılayacak eğitim setlerini ücretsiz dağıttık. Yakında dördüncü anaokulumuzun temelini atacağız. Milli Eğitim Bakanlığı müfredatına uygun olarak okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise seviyesindeki öğrenciler ile KPSS adayları için ücretsiz eğitim veren Dijital Dershane projesini başlattık.

Öğrencilerin barınma sorununa çözüm bulabilmek için öğrenci konukevi açacağız. İnönü Mahallesi’ndeki öğrenci konukevinde ilk etapta 150 öğrenciyi ağırlayacağız.Dört katlı olarak tasarladığımız Buca Belediyesi Öğrenci Konukevi’nde yemekhane, dinlenme alanları, mutfak, kütüphane, çamaşır ve ütü odaları bulunacak. 
 
Buca’ya Yeni Yaşam Alanları Kazandırıyoruz


	Buca için yaptığınız çalışmalar çok güzel. Anlattıklarınıza ilave edeceğiniz çalışmaları da kısa başlıklar ile sizden dinlemek isteriz. Buca’da temizlik seferberliğimiz aralıksız sürüyor. Parklardan sokaklara, çöp konteynerlerinden oyun alanlarına kadar her yeri temizliyoruz. İbadethanelerin, hastanelerin ve okulların de temizlik çalışmalarını sürdürüyoruz. Kentimizde bulunan güvenlik sorunu oluşturan binaların yıkımını gerçekleştiriyoruz. Kaçak yapılanmanın önüne geçmek için kaçak yapıları yıkıyoruz. Mahallelerimize yeni yaşam alanları kazandırıyoruz. 

 
-Bizim Gölet tesislerimizde bulunan amfi tiyatro da yenileme çalışmaları başlattık. Tüm tesis baştan aşağı yenileniyor. Çalışmalar tamamlandığında 3 bin 500 yüz kişilik Zeki- Metin Sahnesi’nde önemli etkinlikler yapmayı planlıyoruz.
- Buca için planladığımız çalışmalardan birisi de Buca’ya Asfalt Üretim Tesisi kuracağız.Asfalt tesisimizi hazırladık. Ruhsat aşamasındayız. Yakında kendi asfaltımızı üretmeye başlayacağız. 
 ]]></news>
		    <image>https://www.imbathaber.com/images/haberler/2024/10/once-buca-oncu-buca-diyerek-yola-ciktik.jpg</image>
		    <thumb>https://www.imbathaber.com/images/haberler/2024/10/once-buca-oncu-buca-diyerek-yola-ciktik_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.imbathaber.com/once-buca-oncu-buca-diyerek-yola-ciktik/7620/</link>
			<pubDate>Wed, 30 Oct 2024 14:42:44 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Halkın belediyesi Çiğli</title>
			<description><![CDATA[Çiğli Belediye Belediye Başkanı Utku Gümrükçü, 2022 yılı sonuna kadar ilçenin büyük sorunlarının çözüleceğini, ''grev'' sözcüğünün bir daha gündeme gelmeyeceğini belirterek, ''Çiğli'nin gelişmesine engel olan imar sorununu çözmüş ve denizle buluşan bir kent olarak Çiğli, İzmir'de hak ettiği yeri alacak'' dedi.]]></description>
		    <news><![CDATA[Röportaj: Zahide ÖZKAN
Fotağraflar: Yaren ÇÖRDÜK


Çiğli Belediye Başkanı Utku Gümrükçü, Yerel İz Dergisi’ne özel açıklamalarda bulundu. Çiğli Belediyesi'nin gençlere ve kadınlara yönelik çalışmalarından bahseden Başkan Gümrükçü, kadın istihdamının önemine vurgu yaptı. Başkan Gümrükçü, geçtiğimiz günlerde ilçede yaşanan grev sürecini ve başarılı bir sezon geçirerek adından sıkça söz ettiren Çiğli Belediyespor ile ilgili değerlendirmelerde de bulundu.


- Göreve geldiğiniz tarihten bugüne yaptığınız çalışmalar nelerdir? Sizden sonra neler değişti ve değişecek?

Gümrükçü: Göreve geldiğim günden itibaren en çok zorlandığım dönem pandemi süreci oldu. Bu süreçte birçok seçim vaadimizi, vatandaşa verdiğimiz sözü yerine getirmekte zorlandık. En çok zorlandığımız nokta ise pandemi döneminde vatandaşla birebir diyaloğumuzun kopmasıydı. Çünkü temasın yasak olduğu bir dönemi yaşıyorduk. Pazar yerleri kapandı, esnaflar kapandı, vatandaşla siyasilerin buluşacağı alanlarda eksiklikler oluştu. Dolayısıyla sağlık ve ekonomik boyutun ötesinde bir iletişim problemi yaşadık. Öte yandan bu üç yıl içinde önemli değişiklikler yaptık. Hani derler ya dünyayı değiştirmek istiyorsan işe kendinden başla diye, bizde Çiğli'yi değiştirmek için işe Çiğli Belediyesi’nden başladık. Kadrosal, ekonomik geliri arttırma, dijital alt yapıyı güçlendirme, halkla ilişkiler, hizmet kalitesini yükseltme anlamında ciddi adımlar attık. Şuan Çiğli Belediyesi, yıllık 40 bin vatandaş sorununu alan, işleyen, ona çözüm üreten ve sonuçların vatandaşa iletildiği bir noktaya taşındı.2021'in resmi rakamı 40 bin, küsuratı vardır ben yuvarlak söylüyorum.

"Görevi devraldığımda vatandaşın belediye hizmetlerinden faydalandığı sayı 10 ise şuan 300' e çıktı"

Çiğli Belediyesi'nin verdiği hizmetleri arttırdık. Şunu diyebilirim, belediyede görevi devraldığımda vatandaşın belediye hizmetlerinden faydalandığı sayı 10 ise şuan 300'e çıktı. Engelli ailelere istihdam desteğini arttırdık. 8 tane yeni müdürlük kurduk. Kadın Aile Müdürlüğü, Spor Müdürlüğü, Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü gibi Çiğli de insanların yaşadığı konulara belediyenin ulaşabileceği, toplumdaki sorunların belediyede karşılık bulabileceği bir çözüm geliştirdik. Dolayısıyla hem hizmet kapasitemizi arttırdık, hem kurumsal kapasitemizi iyileştirdik, bunu da hizmet içi eğitimlerle destekledik. Çiğli Belediyesi’nin gelir toplamı 165 milyondu, 321 milyona çıkardık.Belediyenin mali konularıyla ilgili devrim niteliğinde bir gelişme kaydettik. Biz aldığımızda Çiğli Belediyesi’nin gelir toplamı net olarak 165 milyondu. Biz bunu 321 milyona çıkardık, enflasyonist bir ortam yaşamasaydık bu yıl ciddi yatırımların yapılabileceği bir gelirimiz oluşmuştu diyebiliriz. Belediyede değiştirdiğimiz bir başka konu ise belediyenin sorunlara yaklaşımı oldu. Çözüm süreçlerinde değişim yaşandı. Toplam kalite yönetim sistemini oturtuyoruz, bunda da büyük yol kat ettik. Yakında Çiğli Belediyesi'nin ISO 9001 Belgesi olacak ve bunun üzerine diğer belgelendirmeleri yapabileceğiz.

- "Çiğli Belediyesi’ni bir partinin değil halkın belediyesi haline getirdik, ilçede barışı sağladık"

Özetleyecek olursak tüm bu girişimlerimiz ekonomisi güçlü, vatandaşla bağlantısı yüksek, sorunları analiz ederek çözüm üretebilme kabiliyeti olan ve bunları teknolojik alt yapısıyla destekleyen ve bir çok noktaya vatandaşın belediyeye gelmeden hizmet alabilmesini sağlayan e-imar, e-ruhsat gibi bir çok belediyeye öncülük edebilecek bir Çiğli Belediyesi inşa ettik .Çiğli Belediyesi’ni bir partinin değil halkın belediyesi haline getirdik, ilçede barışı sağladık. Çiğli, Karşıyaka'nın kenarında kalmış, kendini ispat edememiş, adını duyuramamış göz önünde olmayan bir ilçe iken, bu gün Avrupa Birliği tarafından bilinen, dünyanın tanıdığı 210 bin nüfusuyla Karşıyaka'nın 2 katı, Bayraklı'nın ise 3 katı olan alana sahip. Çiğli, İzmir'de kentleşme denilince akla ilk gelen ilçe haline geldi. Bizde bu kentleşmeyi düzenli kentleşme noktasına taşımak için yoğun çaba sarf ediyoruz. Biz göreve geldiğimizde 8-10 noktada kentleşmeye ilgili problemler vardı. İmar olmazsa kentleşme olmaz. Mesela Harmandalı, Balatçık ve Ataşehir’in belirli bölgelerinde imar planı yoktu, kesintiye uğramıştı. Bütün bu imar sorunu yaşanan bölgelerimiz için başvurularımızı yaptık Ankara'dan onay bekliyoruz. Çiğli Belediye Meclisi'nden geçirdik, Büyükşehir Belediyesi’nin gündemine alınmasını bekliyoruz.
Bu sorunlarda çözüldüğünde ekonomisi kuvvetli, iş yapma potansiyeli yüksek, kendi içinde kurumsallaşma süreçlerini tamamlamış, Çiğli'nin gelişmesine engel olan imar sorununu çözmüş ve denizle buluşan bir kent olarak Çiğli İzmir de hak ettiği yeri alacak. Bir belediye olarak bütün bu güzel haberler ne zaman gerçekleşecek derseniz tramvay da dahil olmak üzere 7-8 ay içinde 2022 yılı içinde tüm bu sorunların teker teker çözüldüğünü hep beraber göreceğiz.

 Geçtiğimiz günlerde belediyenizde bir grev süreci yaşandı vesonrasında toplu sözleşme yapıldı. Bu konu hakkında neler söylersiniz?

Gümrükçü: Bir grev süreci yaşadık maalesef, böyle bir süreç yaşansın istemezdik ama oldu. 6 gün sürdü. İşçi arkadaşlarımız yasal haklarını kullandılar ve bir grev sürecine gitti belediye. Grevin olumsuz sonuçları oldu. Mesela belli bir süre çöpler toplanamadı, bunun yarattığı bir kirlilik ve memnuniyetsizlik oluştu. Şimdi ise hızlı bir şekilde yaralarımızı sarmaya başladık önce diğer ilçebelediyeleriyle birlikte çöplerin kaldırılmasıyla ilgili bir çalışma yaptık, sonrasında konteynırların dezanfektanı ile ilgili bir çalışma yaptık. Ardından Çiğli Belediyesi'nde gönüllü arkadaşlarla saha temizliği yaptık. Şu an grevin etkilerini atlatmış bir belediyeyiz diyebilirim. Bundan sonra benzer süreçlerin yaşanmaması için üzerimize düşen görevi yapacağız. Ama zaten toplu sözleşmeyi 3 yıllık yaptığımız için bir daha böyle bir grevle kentin gündemine gelmeyeceğiz.

- Başarılı bir sezon geçirerek adından sıkça söz ettiren Çiğli Belediyespor ile ilgili görüşünüz nedir? Çiğli Belediyespor'un önümüzdeki sezon için ne gibi hazırlıkları var?

Gümrükçü: Biz amatör ligde oynuyoruz, yıllardır da bu ligdeyiz ve 3. lige yani profesyonel lige çıkma gayretimiz var. Belediye yönetimi olarak 3 yıldır bu işi ciddi bir şekilde ele aldık ve üzerimize düşen tüm sorumlulukları yerine getirdik. Ben Belediye Başkanıyım ama aynı zamanda Çiğli Belediyespor Kulübü Başkanıyım dolayısıyla bu benim için bir görev niteliğinde. Çiğli'yi biz her anlamda lig atlatmaya çalışıyoruz demiştik futbolda bunlardan bir tanesi.Sadece futbolda değil sporun birçok branşında iddialıyız 2021 Avrupa Spor Kenti seçildik, aslında biz sadece futbol da değil sporun birçok branşında öndeyiz ve iddialıyız. Fakat bu futbol geçmişten gelen bir hasret bir özlem. Çiğli'nin 3. lige çıkması toplumsal bir talep aynı zamanda. Bölgesel amatör ligde 9. grupta şampiyon olduk ve bir üst lige çıkmadan önce play off oynama hakkı kazandık. Fakat 2 maç ta da maalesef yenildiğimiz için bölgesel amatör ligde kaldık. Okyanusu geçtik derede boğulduk diyebiliriz.Sonuçta top yuvarlak ve sonucunu bilmediğimiz bir süreç bu. Seneye daha
başarılı olacağımızı düşünüyorum ve inanıyorum.

- Çiğli Belediyesi'nin gençlere ve kadınlara yönelik çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz?

Gümrükçü: Belediye olarak toplumla ilişkilerimizi yükseltmek durumundayız. Biz 2020 yılında Çiğli'de bulunan 3200 engelli haneyi tek tek evlerinde ziyaret ederek ihtiyaçlarını öğrendik ve onları hukuki alanda desteklemek için bir çalışma başlattık. Buna engelli envanter çalışması diyebiliriz. Belediye olarak sosyal haritalama yapmak istiyoruz. Engelli vatandaşlarımız konunun bir boyutu fakat diğer taraftan toplumsal desteğe ihtiyacı olan ekonomik olarak desteklenmesi gereken yurttaşlarımızla ilgili de çalışmalar yaptık pandemi bu süreci hızlandırdı. Biz vatandaşın ayağına gidecekken vatandaş bizden taleplerde bulunarak bizim envanter oluşturmamızı sağladı. 10 binin üzerinde haneye yardım ettik. Bunları gezerek yerinde tespit yaptık, şuan Çiğli Belediyesi ayda 1500 haneye yardım ediyor. Çiğli Belediyesi olarak kadın istihdamına önem veriyoruz. Ev hanımları üzerine de bir tarama yaptık 10 bin tane kadını belediye personellerimizle evinde ziyaret ederek beklentileri konusunda anket düzenledik. Bunun sonucunda da bizimde belediye olarak ilk günden beri hedeflediğimiz Kadın Belediyesi dediğimiz, kadınların ekonomik, sosyal ve hukuki haklarını öğrenebilecekleri ve meslek edindirme ve kültür sanat kurslarıyla kendilerini geliştirebilme fırsatı bulabilecekleri İngilizce ve Rusça kurslarıyla içerisinde kreşinde bulunduğu bir hizmet binası çalışmamız oldu. Geçtiğimiz 8 Martta da hizmet binamızın açılışını gerçekleştirdik. Adını da Nermin Abadan Unat Kadın Çalışmaları Merkezi koyduk. Şuan çok aktif bir şekilde işliyor. Aynı zamanda belediyemizin bir istihdam çalışması var iş arayanlarla işverenleri buluşturuyoruz. Biz bunu dijital ortama taşıdık. Kariyer siteleri gibi bir sitemiz var iş arayanlarla işverenleri buluşturuyoruz, aynı zamanda bunu belediye meclis salonumuzda da yapıyoruz. Kadın Aile Müdürlüğü içine bu birimi de koyduk nedeni ise kadın istihdamı ile kadınların özgürleşmesi ve Türkiye’deki demokrasinin ilerlemesi anlamında çok önemli olarak görüyoruz. Kadın belediyesinin içinde bir istihdam birimi de var, halk eğitim ve İŞKUR ile ortak çalışmalar yapıyoruz. Ciddi bir çalışma oldu ve bütün kadınlar bu durumdan memnun. İzmir çapında bu projenin yaygınlaştırılması gerektiğini düşünüyorum.

- Sizi çok erken saatlerde sahada görüyoruz, vatandaşlarla sürekli temas halindesiniz bu çalışmanızı nasıl etkiliyor?

Gümrükçü: 2019 da göreve geldiğimde şunu gördüm, hayırlı olsun ziyaretleri ve talepler mesai saatleri içinde saat 8 ve 9'dan sonra başlıyor, çok yoğun günlerde akşam 9-10'a kadar randevu veriyorduk. Dolayısıyla belediyemize gelen vatandaşla ilgilenmekten sahada sorunları yerinde inceleyememe , halkla,
esnafla fazla temas halinde olamama gibi bir süreç yaşadık. Belediyedeki randevu sisteminin değişmesi gerektiğinin farkına varınca mesai başlamadan önce hava yeni aydınlanırken sahada muhtarlarla beraber bir tespit çalışması yapalım dedik bunun adını da şafak mesaisi koyduk. Çiğli bir emekçi kenti. İnsanlar sabah işe giderken bizde mahalle muhtarlarımızla özellikle araç kullanmadan saha çalışmalarımıza başlıyoruz. Esnafa bir ‘günaydın’ demek emekçi kardeşlerimizle selamlaşmak sorunları yerinde görmek için şafak mesaimizi 3 yıldır her gün gerçekleştiriyoruz.Şafak mesaimizi 3 yıldır her gün gerçekleştiriyoruz. Çiğli'de toplam 26 mahalle var ve benim günde 4 tur attığım mahalleler var. Şafak mesaisi sadece bir tanesi, mesela her salı günü bir mahallede çöp toplama çalışması yapıyoruz. Makam Sokakta uygulamamızla mahallelerde halk toplantısı yapıyoruz. Bunun gibi 3-4 başlık altında çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Böylece bir belediye başkanı vatandaştan kopmamış oluyor. İyi bir uygulama bizi diri tutuyor ve vatandaşın içinde tutuyor. Belediye başkanı sahadan koparsa başarısız olur, ne kadar sahada aktif çalışırsa o kadar başarılı olur diye düşünüyorum. Ben bu kapsamda şafak mesaisi çalışmasını önemsiyorum.
]]></news>
		    <image>https://www.imbathaber.com/images/haberler/2022/04/halkin-belediyesi-cigli.jpg</image>
		    <thumb>https://www.imbathaber.com/images/haberler/2022/04/halkin-belediyesi-cigli_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.imbathaber.com/halkin-belediyesi-cigli/3228/</link>
			<pubDate>Fri, 29 Apr 2022 16:04:11 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>"Bizim Amacımız Yerelde Kalkınmayı Sağlamak"</title>
			<description><![CDATA[Covid süreci boyunca ara verdiğimiz belediye başkanları ile röportaj serisine tekrar başladık. Yerel İz Dergisi’nin Mart sayısı için Kemalpaşa Belediye Başkanı Rıdvan Karakayalı ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. İlgi ile okuyacağınızı umuyoruz. 

]]></description>
		    <news><![CDATA[
	Gündemde olduğu için 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile ilgili düşüncelerinizi alarak başlayalım söyleşimize. Son günlerde kadına karşı uygulanan şiddet te ülke gündeminde büyük yer tutuyor. Bu konularda neler söylemek istersiniz?
	2009 – 2014 yılları arasında Kemalpaşa Belediye Başkanlığı görevinde bulundum biliyorsunuz. 2009 da göreve başladığımda ilk yaptığım iş Kadın Danışma Merkezi’ni kurmak oldu. Toplumun yarısı kadın. Kadın olmazsa dünya olmaz zaten. Kadına yönelik çalışmalarımıza o zaman başladık. Merkezde sosyolog, psikolog görevlendirdik. Merkeze gelen kadınların çocuklarının oyun oynayabileceği bir yer açtık. O dönemde kadına yönelik çok başarılı çalışmalar yaptık. Şimdi de Kadın Danışma Merkezimiz kadınlarımıza büyük hizmetler veriyor. Biz kadına şiddete şiddetle karşıyız. Bizim dünyaya bakış açımız, dünyaya bakış açımız bellidir. Sosyal demokratların kadına bakış açısı çok farklıdır. Ben eşitlikten yanayım. Kadına şiddet uygulayanların ağır bir şekilde cezalandırılmasından yanayım. İnşallah gerekli düzenlemeleri yaparlar.  Bu kadına şiddete bir dur deriz diye düşünüyorum. Çok yoğun çalışmalarımız var. Fabrikalarla ilişki kurduk. Emeği ile geçinmeye çalışan kadınlara biz zemin hazırlamaya çalışıyoruz. Evde nasıl üretim yapılabilir? Fason iş nasıl yapılır? Bunların alt zeminini hazırlayacağız. Öyle fabrikalarımız var burada. 500 e yakın ev kadınımızı aile bütçesine katkı sağlar hale getirmek için onlara iş imkanı yaratmaya çalışacağız.

 


	Daha önce belediye başkanı olarak görev yapmış olmanız size bu dönemde ne gibi avantajlar sağladı? 



	Birinci dönemde kanun ile Büyükşehir statüsüne geçtik. Bizim 5 tane beldemiz vardı onlar kapanıp mahalle oldular. Tabi bu hem halkta, hem yörede ve bizde şok etkisi yarattı. Yani  1920’lerde 1930’larda kurulmuş belediyeler kapanıyor ve bir mahalleye dönüşüyor. Bu halkta müthiş bir şok etkisi yarattı. Biz bunu toparlamak ile uğraştık. Görev alanımız birden çok büyüdü. Bir de 6 tane muhasebe müdürü, altışar tane her müdürden bünyemizde  oldu. Oraya veriyorsun olmuyor, buraya veriyorsun olmuyor. Bunlarla zaman geçti. Ancak ödemelerimizde bir sorun yoktu. İyi durumdaydık. Ama şimdi pandemi belası  bizi derinden sarstı. Birde ekonomik sıkıntı çok fazla var. Böyle olunca da hareket alanımız çok daralıyor. Bir yıldan beri covid ile uğraşıyoruz. Yoğun bir çaba içerisindeyiz. Kısıtlamalı çalışıyoruz. Ekonomik sıkıntı olduğu için insanlar vergilerini yatırmıyorlar. Güneş çarığı sıkıyor, çarık ta ayağı sıkıyor. İller Bankası’nda aldığımız pay azaldı. Zorluklarla idare etmeye çalışıyoruz. En büyük sevincim çalışanlarımın parasını aksatmıyorum. O çok önemli. Ama inşallah bu covid 19 denen bulaşıcı hastalık en kısa zamanda geçer ve normal hayatımıza döneriz. Normal bir şekilde belediyenin işleyişi devam eder. Ondan sonda büyük yatırımlara gireriz diye düşünüyorum.
	Başkanım siz yine şanslısınız yeni seçilen belediye başkanları göreve geldikten bir süre sonra covid salgın süreci başladı. Deprem ve sel felaketi yaşandı. Onlar da bu durumda bir hayli zorlandı.
	 Geçen yıl İzmir’in başına gelmeyen kalmadı. Bütün belediyeler zorlu bir süreçten geçiyor. Ancak yine de çalışmaya devam edeceğiz.
	Önümüzdeki süreçte neler yapmayı planlıyorsunuz?
	Pazaryerinin üzerine eğitim merkezi yapacağız. İhaleye çıkılmak üzere. Orada dershane hizmeti vereceğiz. Ücretsiz internet kafesi olacak, kreşi olacak, spor alanları olacak. Dinlenme yerleri olacak. Gençlerin uzun zaman geçirebildikleri çok güzel bir yer olacak. Atatürk Anıtını yaptık. Halil Beyli meydanını yaptık. Üniversitemizi getirmeye çalışıyoruz. Bağyurdu Kiraz Alım Merkezi’nde kamulaştırmanın yüzde 90 ı bitti. Kiraz borsasını orada kuracağız. Ulucak parkımız bitti. Ören düğün salonunun ihalesi bitti. Merkezde kreş açıyoruz. Merkez otoparkının ihalesini yaptık. İnşaatı yakında başlarız. İşlerimizi hızla bitirmek için çalışıyoruz. Ova yollarımızın döküm çalışmaları devam ediyor zaten. Büyükşehir ile uyum içerisinde çalışıyoruz.
	Özellikle bu kiraz alım merkezine ve üreticilere yönelk çalışalar çok güzel. Çiftçinin ürettiği ürünün değer kazanması güzel.
	Güzel çalışmalar yapıyoruz. Ancak biliyorsunuz bizim belediye meclisinde çoğunluğumuz yok. En büyük sıkıntı orada. Kendi gelirimiz ve Büyükşehir Belediyesinin desteği ile geçinebiliyoruz. Ancak bu tür sorunları bir şekilde aşacağız. Çünkü halkın gücü karşısında kimse duramaz. Bizde halkın isteklerini gerçekleştirmeye çalışıyoruz.
	Yeni siyasete giren ve ileride yerel yönetimlerde görev almak isteyen başkan olmak isteyen gençlere ne gibi tavsiyeleriniz olur?
	Önce siyasi görüşlerini çok iyi bir şekilde ortaya koymaları lazım. Dik durmaları lazım. Devrimci ruhunu taşımaları gerekiyor. Aksaklıklar engellemeler karşısında yılmadan çalışmaları gerekiyor. Ben yıllarca hep bunu yaptım. Siyasetimde dik durdum.  Hedeflerim belliydi. Asla yılmadım. İkincisi siyaset yapacaklarsa, hizmet etmeye çalışacaklarsa şimdiden başlasınlar. İnsan biriktirsinler. Bunun kadar güzel bir şey yok. İyilik yap denize at derler ya. Mutlaka çevre edinmeleri lazım. Kitap okumaları lazım. Sosyal yönden, kültürel yönden kendilerini geliştirmeleri lazım. Siyaset yapacaklarsa erkenden siyasete girmelerini tavsiye ediyorum. İnsanların tanıması gerekiyor. Tanıdıktan sonra zaten benim adaylığımı ben istemedim halk istedi, insanlar istedi.
	Aday adaylığı sürecinde bazı ilçelerde aday belirlenirken bazı sıkıntılar oldu. Kemalpaşa da böyle bir sıkıntı yaşanmadı. Sizce bunun nedeni ne olabilir?
	Bir çok ilçe garanti olarak gözüküyordu. Oralarda çok çekişme oldu. Garanti olmayan yerler vardı kırsal kesimler oralarda çok tartışma olmadı. Hele Kemalpaşa kayıp olarak gözüküyordu. Onun içinde çok tartışma olmadı.
	Bu covid sürecinde neler yaşadınız? İnsanlar büyük sıkıntılar yaşadı hem sosyal hem de ekonomik olarak. Siz belediye olarak ne gibi çalışmalar yaptınız?
	Covid döneminde en büyük korkumuz kiraz üreticisinin durumu oldu. Ürünün toplanması ve pazarlanmasında sıkıntı yaşanmasından korktuk. Tedbirini çok iyi bir şekilde aldık. Dışarıdan çok işçi geliyor bu dönemde. İki bin, üç bin kişi geliyor. Onların yerleşim yerlerini ayarladık. Sosyal mesafelerini ayarladık. Yakacaklarını, tuvaletlerini, duşlarını hepsini ayarladık. Çok iyi bir sezon geçirdik. Aynı zamanda Büyükşehir Belediyemizde yardımlaşma, imece için ücretsiz işçi gönderdi. Gönüllüler ordusu olarak. Korktuğumuz olmadı, başarılı ve güzel bir sezon geçirdik geçen dönem geçirdik üreticiler olarak. Vaka sayısı da hiç yoktu, sıfırdı geçen sene bu zamanlarda Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında. Bu yılda aynı şekilde çok fazla yardım yaptık gıda yardımı yaptık. Şu ana kadar covid sürecinde  bir yılda 35 bin paket gıda yardımı yaptık. Geçen hafta 10 ton patates aldım dağıttık. Odun, kömür yardımı çok yaptık. Esnaflarımıza aynı şekilde gıda yardımı çok yaptık yapmaya devam ediyoruz. Covid olanların evlerine 200 haneye yemek gönderdik aylarca. Önümüzdeki haftadan itibaren kahvecilerimize çay dağıtacağım. Elimizden geldiği kadar yardımlara devam edeceğiz. İnşallah bunu en kısa zamanda atlatırız. Kemalpaşa da covid bir ara pik yapmıştı. Patlama olmuştu hastalıkta. Günde 6 – 7 kişi vefat ediyordu covidden. Şu anda sıfıra düştü. Durum iyi inşallah daha da iyiye gider. Ekonomik durumlar düzelir. Bizde yardımlarımızı devam ettiririz. Zaten belirli bir kesim var biz onlara her ay yardım yapıyoruz. Şimdi çiçekyağı, soğan aldım onları dağıtacağım.  Çok mağdur insan var. Bu covid sürecinde biliyorsunuz hizmet sektörü tamamen felç oldu. Onlara yardımlarımız devam edecek.
	Başkanım eklemek istediğiniz, Kemalpaşa’da yaşayanlara iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
	Biz çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bize güvensinler. Altyapıyı çözmeye çalışıyoruz. Kanalizasyon sorununu çözmeye çalışıyoruz. Alanımız çok geniş, üretim yolları var onları asfaltlamaya çalışıyoruz. Bozuluyor şiddetli yağmurlardan. Büyükşehir Belediyemizin de Kemalpaşa ya yönelik çalışmaları devam ediyor. Kemalpaşa da Çok güzel şeyler olacak. Bizim amacımız insana hizmet, insana yatırım. Yerelde kalkınmayı sağlamak. Bina yapmak değil. Gerekirse bina da yapılır. Biz onu yapmıyoruz, insana dokunuyoruz. Dar gelirlilere dokunuyoruz. Gençlere dokunuyoruz. Dar gelirlilerin çocuklarına nasıl eğitim verebilirim? Ne yapabilirim? Onları düşünüyoruz. Hedefimiz sosyal belediyeciliği en iyi şekilde gerçekleştirmek. Covid süreci bize çok engel oldu. Yavaş yavaş bu süreç bitiyor. Normal hayatımıza dönerek rutin çalışmalarımıza devam edeceğiz. Kemalpaşa halkına ben güveniyorum. Onları seviyorum. Hizmet için varız biz burada diyorum. Her şey için hayırlısı olsun diyorum.
	Sayın Başkanım bize zaman ayırdığınız için teşekkür ediyoruz. 

 
Kaynak: Yerel İz Dergisi
 ]]></news>
		    <image>https://www.imbathaber.com/images/haberler/2021/03/bizim-amacimiz-yerelde-kalkinmayi-saglamak.jpg</image>
		    <thumb>https://www.imbathaber.com/images/haberler/2021/03/bizim-amacimiz-yerelde-kalkinmayi-saglamak_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.imbathaber.com/bizim-amacimiz-yerelde-kalkinmayi-saglamak/1449/</link>
			<pubDate>Fri, 26 Mar 2021 10:00:16 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>“Sahada olmayı seviyorum&quot;</title>
			<description><![CDATA[Karşıyaka Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ile Yerel İz Dergisi için röportaj yaptık. Sorularımızı samimiyetle yanıtlayan Tugay ile siyasete giriş sürecini, görev süresinde gerçekleştirdiği projeleri ve daha pek çok konuda keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Sizlerin de ilgi ile okuyacağınızı umuyoruz. ]]></description>
		    <news><![CDATA[---Siyasete girmeye nasıl karar verdiniz?

	Serbest hekim olarak çalışırken ülkede sorunlar vardı. Siyaset yoluyla da çözüm olduğunu kavrayınca dedim ki bende partiye üye olayım. Üye oldum böylece. Üye olduktan sonra il yönetiminde Kültür Platformu diye bir yapılanma var, orada Sağlık Komisyonu’nda daha sonra da AR-Ge de görev yaptım. AR-DE deki çalışmamızda güzel projeler yaptık. O dönemlerde aynı zamanda Karşıyaka Kent Konseyi’nde görev yaptım. Onun hemen arkasından da ilçe yönetimine atandım. O dönem 2015 seçimleri oldu. Bu seçim bana çok şey kazandırdı siyasetle ilgili. Seçimler bittikten sonrada ilçe kongresi oldu. Orada da ikinci defa yönetime girdim. İlçe yönetiminde  1 yıla yakın çalıştıktan sonra da ayrıldım. Sonra da  yine siyaseti takip eden bir pozisyonda kaldım. En sonunda belediye başkanı aday adaylığı sürecini yaşadık ve bu noktaya geldik.

“Siyaset kötü bir şey değil”
---Bu süreçte keşke siyasete hiç girmeseydim dediğiniz oldu mu?

	Yok olmadı. Siyasete dahil olmak, çalışmak bence topluma karşı sorumluluk bazlı bir görev. Siyaset, demokrasi demek.  Demokrasi olduğu zaman da herkesin söz hakkı olması demek. Aslında doğru işletilirse siyaset kötü bir şey değil. Yöneticilik pozisyonunda görev almak değil burada söz konusu olan. Hepimiz yönetici olamayız. Şu gün benim belediye başkanlığım bitmiş olsa hiç bir görevim olmasa yine de siyaseti takip ederim. Yani sonuçta çalışmaya devam ederim. Ben şeyi de seviyorum onu da söyleyeyim saha çalışmasını çok seviyorum. Sahada gördüğümüz şeyleri yukarıya aktarabilmek çok değerli bir şey. Burada sizi dinleyen yöneticiler olması lazım. Siyasetimizin şöyle bir eksiği var. Tabanda siyaset yapan insanlar daha üst düzey siyasetçilere ulaşamayabiliyorlar. Tabanı doğru algılayan o iletişimi iyi kuran siyaset kurumları daha başarılı işler yapıyor.

---Göreve geleli yaklaşık 15 ay oldu seçim dönemi vaatlerinizden neleri yaptınız?


	Ben ilk 1-1.5 yıl için şöyle demiştim; ben önce belediyeyi mali açıdan disipline edeceğim bir de idari açıdan organize edeceğim. Halkı duyan, dinleyen onların iletişimine açık bir belediye oluşturacağım. Bunu bu süre içerisinde yaptığımızı düşünüyorum. Mali açıdan disiplinize ettik, şuan gelirimizle giderimiz arasında bir denge var. Bu içinde bulunduğumuz pandemi sürecinde yaşanan ekonomik sıkıntılara rağmen var. Çünkü bu dönemde İller Bankası payı oldukça düştü hem de yarı yarıya düştü.  Belediyenin tahsilatları oldukça düştü. Giderleri de arttı. Bu sosyal yardım çalışmaları, dezenfektan ve enfeksiyona karşı alınan önlemler sırasında yapılan harcamalar nedeniyle giderleri de arttı. Bütün bunlara rağmen şuan da vadesi geçmiş borcumuz SGK ve vergi borcu dışında yok. Ben geldiğimde 50’ye yakın haciz davası vardı. Benden önceki ödemelerini yapamıyordu. Piyasaya olan ödemeleri 2 buçuk yıl gecikmişti. Yani iki buçuk yıl gecikmiş piyasa borcu vardı. Böyle olunca da bir mal almak veya hizmet almak istediğinizde insanlar size mal ya da hizmet vermek istemiyordu. Şuan tabi böyle bir durum yok.

İlk günlerde ekibimizi oluşturmak için çalışmalar yaptık. İdari kadro beni anlayınca işler daha iyi yürümeye başladı. Karşıyaka da çok uzun süredir bekleyen konular üzerine çalışıyoruz. Bostanlı’daki yatık binalar 42 yıldır orada duruyordu. Onlarla ilgili karar aldık. Şimdi de Çarşıyı bütünüyle revize edecek bir çalışma başlatacağız.
---Önümüzdeki süreçte proje anlamında yapmayı düşündüğünüz neler var?

	Bizim belirlediğimiz ihtiyaçlar ve halktan gelen talepler çerçevesinde ya da işte süredir düşünülmekte olan ama henüz adım atılmamış konularda projeler yaptık. Adaylık sürecinde dile getirdiğim pek çok şey vardı. Bunların hepsiyle ilgili şu anda çalışma yapıyoruz. Bazılarını belli bir noktaya getirdik bazılarının ise hazırlıklarını yaptık. Onun dışında süreç içerisinde yani başkan olduktan sonra gündemimize gelen projelerde oldu. Bunlarla ilgili de çalışmaya devam ediyoruz. Yani ilginç, güzel projeler çıktı. Mesela otizmli çocuklar için bir köy kurmak gibi. Bu şuan proje olarak önümüzde var. Bunu da çalışıp bu süre içerisinde gerçekleştireceğiz.

---Doktor olduğunuz için sağlıkla ilgili projeler sizin için daha öncelikli mi?


	Yani öncelikli demeyeyim de diğer standart belediyelere göre evet daha fazla sağlık projesi yaptık diyebilirim. Ben tabi ki ister istemez o konuda biraz daha duyarlıyım.

 
“Karşıyakalılar şiddetli tepki gösterir”
 
---Mavişehir’deki rekreasyon alanının satışına tepki gösteriyorsunuz o konuda neler söylemek istersiniz?

	 Oradaki satışın doğru olmadığını illa satılacaksa belediyeye satılması gerektiğini söylüyoruz. Bundan 6-7 ay önce satışa çıktı orası. O zaman belirlenen fiyat makul kabul edilebilir bir fiyattı. Biz bir yeri ihaleyle aldık, bu ikincisini de ihaleye alma niyetiyle girdik ama biz tek olmayınca ihalede alıcı olarak 3-4 şirket vardı. Aralarında fiyat yarışı çıkınca boyutu bizi geçti. Bizim ayırdığımız bütçeyi geçti. Ondan sonra da biz alamadık ama bu bizim hatamız ya da eksiğimiz olarak değerlendirilemez. Yani bu olay  kökünden yanlış bir olay. Satanda yanlış yapıyor, alanda. Bir yeşil alan olarak ayrılmış bir yeri kalkıp ta herhangi bir kurum satamaz. Herhangi bir kurumda alamaz, Bunu yaparlarsa kente karşı bir suç işlemişlerdir. Normalde halka açık olması gereken bir alanı birinin özel kullanımına vermiş oluyorsunuz. Alan kişinin kurumu ve kimliği gizli tutuluyor. Sorduk ve bize o bilgiyi veremeyeceklerini söylediler. Mavişehir Bölgesi’nin imar planlarını şuanda çevre ve şehircilik bakanlığı yönetiyor. Yani bizim yetkimizde değil. Ona dayanarak ondan güç olarak belki bunu yapıyorlar ama çevre ve şehircilik bakanlığında böyle bir plan değişikliğinin kolay olmadığını zannediyorum. Yapmaya kalkarlarsa şuan bütün Karşıyaka halkı onu gözlüyor. Zaten orada ki herhangi bir çalışma anında tepki görecektir. Orada herhangi birisi inşaat çalışması yapmaya kalkarsa Karşıyaka halkının şiddetli bir tepki göstereceğini düşünüyorum.

---İnsanlar bazen sizin göreviniz olmayan şeyleri de sizden istiyorlar.


	Dün birisi bir mahallede eğrilmiş bir elektrik direğinden bahsetti. Biliyorum bu belediyenin görevi değil ama yine de ben hemen başkan yardımcımızı, ulaşım müdürümüze aradım. Gidip olayın tespitini yapmalarını ve arkasından Gediz Elektriğe yazmalarını istedim. Yani biz yine ilgileniyoruz. Bizim kentin herhangi bir yerinde alt yapı, üst yapı sorunu olduğunda sorumlu kurum biz olmasak ta sorunla ilgili bir girişimde bulunuyoruz. Yazı yazıyoruz, hatırlatıyoruz. Belediyenin bunu yapması lazım. Bu benim işim değil deyip geri çekilmemeli. Geldiğimden beri bu anlayışı yerleştirmeye çalışıyorum. Hatta Büyükşehirin yetkisinde olan işler için de biz diyoruz ki bu şehir için herhangi bir konuda yardım istediğinizde biz hazırız diyoruz. Yeter ki sorunu çözelim. Bunun da olumlu sonuçlarını gördüm o zaman işler daha hızlı yürüyor ve insanlar daha fazla katılıyor.

 


	Karşıyaka’da gelir düzeyi yüksek kesimde var, emekli de var, gecekondu bölgesi de var. Beklentiler çok farklı, dengeyi tutturmak zor olmuyor mu?
	Yani olmuyor. Çünkü kimin ne beklediğini bilirseniz ona göre çalışma yürütürsünüz. Aslında bizim günlük takip ettiğimiz bir sistemimiz var. Bize iletilen şikâyet ve talepleri analiz ediyoruz. WHATSAPP yoluyla bildirilenler, mail yoluyla gelenler, aplikasyondan gelenler. Hepsini bilgisi giriliyor. Orada ayrıştırılıyor. Mahalle mahalle takip ediyoruz. Hangi şikâyette yoğunluk olduğunu görüyoruz. Mesela sivrisinekten şikâyet var.  Bu yaz başından itibaren sıcaklığa göre takip ettik. Sıcaklığın yoğunlaştığı bölgeler daha sık ilaçlandı. Bunu birkaç günlük periyodlarda takip ettik. Aynı şey diğer şikâyetler içinde geçerli. Bunu işte biraz daha işte dijital ortamı kullanarak takip etmek konusunda ısrarlıyım. Muhtarlarımızdan gelen her türlü talep en kısa zamanda yapılıyor. Bozulan yol, ağaç budaması her hangi bir sorun hemen yapılıyor. Bize iletilen her türlü talebi anında yerine getirmek için çaba gösteriyoruz. Bu da otomatik olarak hizmette bir düzelme sağlıyor. Aslında insanların şikâyetlerini duyarsak ve gereğini yerine getirirsek o zaman zaten iyi hizmet vermiş oluruz. Bunları yaptığınız zaman otomatik olarak iyi bir belediyecilik yapmış oluyorsunuz.

---Sahada bulunmayı tercih eden bir başkan profili çiziyorsunuz. Vatandaşla bire bir iletişim kurmanızın avantajları neler?


	Ben açıkçası sahaya çıkayım da vatandaş beni görsün diye değil de gideyim sorunları yerinde göreyim diye gidiyorum. Çünkü burada belediye başkanı kendini en fazla sorumlu hisseden kişi.  Bir problem olduğunda vatandaş belediyenin falanca çalışanı demiyor da direkt belediye başkanını sorumlu tutuyor. Öyle bir sorumluluk var üzerimizde o duyguyla çıktığınız zaman ve o duyguyu kavradığınız zaman duyarlı oluyorsunuz. Ben şuan da bir belediye ağacı ne zaman budar, yol da bir problem varsa hangi düzeydeyken tamire ihtiyaç duyulur ya da işte esnafla çarşıda yaşanan sorunlar nelerdir vs. konularında iyi durumda hissediyorum kendimi. Kendim direkt problemi algılayabiliyorum ve çözümü de önerebiliyorum. Bunu sahada çok gezmeme borçluyum. Burada oturmayı sevmiyorum. Tabi insanlar geliyor görüşmeye fakat benim seçme şansım olsa sabah çıkacağım sokağa gün boyu gezeceğim ve oradan direkt problemleri saptayıp çözümler üreteceğim. Sahada çok daha keyifli oluyor bu iş. Bir tane terkedilmiş bir bina gösterdiler bana yıldır yıktıramıyoruz dediler. Telefon ettim 24 saat içinde bina yok edildi. Kenarda köşede kalmış birçok sorun içinde geçerli bu. Aslında beni şuan daha çok sınırlayan şey biraz yetki eksikliği, biraz da bürokrasi, bazı alanlarda yetkisiz kalıyoruz.

 
 ]]></news>
		    <image>https://www.imbathaber.com/images/haberler/2020/07/sahada-olmayi-seviyorum.jpg</image>
		    <thumb>https://www.imbathaber.com/images/haberler/2020/07/sahada-olmayi-seviyorum_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.imbathaber.com/sahada-olmayi-seviyorum/1179/</link>
			<pubDate>Wed, 29 Jul 2020 13:01:41 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>"Projelerimizi hayata geçiriyoruz"</title>
			<description><![CDATA[Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan ile Karaburun’da bugüne kadar yaptığı hizmetleri ve önümüzdeki süreçte gerçekleştirmeyi planladığı projeleri konuştuk. Erdoğan ile yaptığımız söyleşiyi ilgi ile okuyacağınızı umuyoruz.]]></description>
		    <news><![CDATA[
	Göreve geldiğinizden bu yana yaptıklarınızı anlatır mısınız?
	Seçildikten sonra önce bayram vardı. Sonrada  yaz mevsimine girdik. Tabi bizim bölgemizin özelliği yazlık bir bölge olmamız. Kısa bir sezonu var. Nüfusumuz on katına çıkıyor. Bu sene 100 bin kadar bir yerleşik nüfus vardı. Bir 60 bin kadar da emniyetten aldığımız rakamlara göre giriş – çıkışın oldu. Otel ve alışveriş merkezi gibi. On bin kişiye göre personelimiz ve alet edavatımız var. Bu yüz bine çıktığında sorunlar yaşamamız doğal. O nedenle ben öncelikle yazın burayı kullanan, hayatının bir kısmını burada idame ettiren insanlardan bizden iyi hizmet almak istiyor, iyi tatil yapmak istiyorlarsa birinci ikametgahlarını buraya getirmelerini istiyorum. Özellikle ben bir çok site yöneticisine söyledim. “Yazın toplantılar yapın. Biz gelelim, anlatalım” ama inanın bir tanesi bile yapmadı bunu. Ama önümüzdeki yaz yine hizmet isteyecekler, bende onlara gerekli cevabı vereceğim. Çünkü hak gaspına sebep oluyor. Biz adaletli olacağımızı söylüyorsak burada 12 ay boyunca gelip buranın kahrını çeken, burada yaşamını idame ettiren insanları yazın zor durumda bırakmamamız lazım. Önceliğimiz onlar. Tabii ki verebildiğimiz kadar da ikinci konut sahiplerine hizmet vermeye çalışacağız, imkanlarımız elverdiği ölçüde.
	Karaburun  Özel Çevre Koruma Alanı olduğu için inşaat konusunda sıkıntılar yaşandığını duyuyoruz. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
	 Evet, haklısınız bu konuda sıkıntı yaşıyoruz. Göreve geldikten sonra yazın inşaat olmasın, insanların tatili rahat geçsin diye çok fazla bir şey yapmadık görsel anlamda. Bölgemizin Özel Çevre Koruma Alanı olması ve inşaatların durdurulması nedeni ile bir ruhsat gelirimiz yok. Bizimde lokomotifimiz ruhsat geliri. Buna rağmen kendi bütçemiz nispetinde işler yaptık.  Ancak Büyükşehir Belediyesi ile olan iyi ilişkilerimizle bir çok konuda destek alıyoruz.  Seçimde de çok söylemiştim bir kentin girişi onun bütün kişiliğini yansıtır.  Örneğin bina şekilleri. O nedenle çok önemlidir kent için. Yarımadanın girişi de Mordoğan. Mordoğan’ın 5 kilometrelik bir orta refüjü var. Daha yol çalışması yarım o bölgede ama buna rağmen bize devredildi. Bunlar da hep ikili ilişkiler kullanılarak yapıldı. Büyükşehir sağ olsun bize destek verdi. Biz de yetişmeyen yerlerde ve bizim yapabileceğimiz yerlerde mutlaka destek veriyoruz. Şu an orası yapılıyor, görmüşsünüzdür. Yaza girerken baharda gerçekten de güzel olacak.  
	Yaz aylarında değişik festivaller düzenlediniz. Bu konuda yaptıklarınızı anlatır mısınız?
	Yazı festivaller ile geçirdik. Buradaki festvalleri daha önceden bilenler, bu dönem yapılanların ne kadar farklı olduğunu gördüler. Çünkü bunu profesyonel bir ekiple yapıyoruz. Bence bir belediyenin olmazsa olmazlarından birisi özellikle bizim gibi belediyenin bulunduğu coğrafi bölge itibari ile bir tarım müdürlüğünün olması gerekiyordu, bir de halkla ilişkiler ve kültür müdürlüğünün olması gerekiyordu. Biz göreve geldiğimizden itibaren bunları kurduk. Düzenlediğimiz, festival ve kültür sanat faaliyetleri ile herkes farkı gördü zaten. Verimli bir yaz geçirdik. Ekonomide ne kadar sıkıntılar olsa da ülkemizde fena bir yaz geçmedi.
	Gelirken kent merkezinde asfalt çalışması vardı. Kent merkezinde ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
	Merkezde bir asfaltlama çalışması var. 1984’ten bu yana hiç yapılmamış bir şey. Düşünün önemini. Kaldırımları yapıyoruz, çocuklarımız için.  Kaldırım bölgede çok yoktu, olanda çürümüştü. Bu çalışmalar kent merkezinin çehresini değiştirecek,  insanlar çok mutlu. Merkez için büyükşehir ile birlikte yapacağımız bir başka projemiz var. Biz bir proje çizdiriyoruz. Hem otopark, hem meydan düzenlemesi birlikte yapılacak. Ona büyükşehir söz verdi. Beraber yapacağız, Karaburun merkezde. Mordoğan’da altyapı çalışmamız başladı. Hızla da devam ediyor. Normalde 900 gün ihale süresi ama firmanın bize beyan ettiği  600 gün civarında bitecek. Çok hızlı gidiyor. Mevcut olan otel binamız için hem ileri teknoloji ile hem de demokrasi üniversitesi ile görüştük. Başka fonları da araştırıyoruz başka ne yapabiliriz yurt dışı ile bağlantılı  diye.
	Karaburun ile ilgili hedefleriniz neler?
	Bölgemizin, sadece 3-4  ay değil de 12 ay hareketli olan bir bölge haline gelmesini istiyoruz. İzmir’e artık çok yakınız, 45 dakika da gelebiliyorsunuz. Agro turizmi geliştirmek için çalışmalar yapıyoruz. Çok önceden burada bir sera projesi yapılmış şu an sadece seraların dış demirleri kalmış. Bir çalışma yaptırdım ben orada Tarım Müdürlüğü’ne. Şimdi seralarımızı tekrar kuruyoruz. Yerli tohumlar topladık. Halka baharda yerli tohumları bedava dağıtacağız. Bölgeye yabancı tohumu sokmayacağız. İnşallah bunda da başarılı olacağımıza inanıyorum. Birinci ayda bir tane masal evi açacağız.  Mordoğan da esasında hem Karaburun’da hem Mordoğan da üniversiteye hazırlık için bir kurs oluşturacaktık fakat bina bulamıyoruz. İnşaat ruhsatı kapalı olduğu için inşaat yapılamadığı için çok yapmak istediğimiz halde, tüm bağlantılarını kurduğumuz halde bir faaliyette bulunamıyoruz. Ama masal evi için bizim de aynı Tunç Başkanın masal evi projesi gibi bizdeki projenin adı farklıydı. Diyorum ki hayata bakışınız aynıysa projelerde aynı çıkıyor. Şimdi birinci ayda onu açacağız. Büyükşehir mantar kursları veriyor ama reishi kırmızı mantarımız var ya onu talep ettik biz. Şu an verilen istiridye ile ek bir tane daha. Her tarafta istiridye kursu veriliyormuş. Bundan sonra oda olacak.


Yöresel yemeklerle ilgili bir çalışmamız var. Mordoğan hizmet binamızda bir mutfağımız var. Orada hem kadınlara yaptırabileceğimiz, kendimizin pazarlayabileceği Karaburun belediyesi olarak bir alan oluşturacağız. Nergiz cafe yi aldık onun hazırlıkları içerisindeyiz. Yöresel tatların tanıtımını yapacağız. Buraya gelen insanların yöresel tatlarıtadabileceği yer yok. Nergis festivaline yetişecek. Orayı biraz farklı hale getireceğiz. İnşallah gelen insanlar da memnun edeceğiz. Buranın kendine özgü lezzetlerini doğru yerlerde tadacaklar.

-Karaburun’a vapur iskelesi yapılacağı söyleniyor. Bu çalışma hangi aşamada?

- Karaburun’a Urla da olduğu gibi bir tane vapur iskelesi yapılacak. Bütün onayları Büyükşehir’den çıktı. Şu an yapım aşamasında önümüzdeki sezonda hayırlısı ile hizmet vermeye başlayacak. Bir de şu Midilli’ye gümrük kapısı açılacak mı onu araştıracağız. En yakın nokta burası. Olursa Karaburun’un kaderi değişecek.
]]></news>
		    <image>https://www.imbathaber.com/images/haberler/2020/01/projelerimizi-hayata-geciriyoruz.jpg</image>
		    <thumb>https://www.imbathaber.com/images/haberler/2020/01/projelerimizi-hayata-geciriyoruz_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.imbathaber.com/projelerimizi-hayata-geciriyoruz/738/</link>
			<pubDate>Mon, 20 Jan 2020 16:26:27 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>İkinci el araç ticaretinde sektörün durumu</title>
			<description><![CDATA[2. el otomobil ticaretinde ekspertiz zorunluluğuyla başlayan yeni dönemde, ekspertiz merkezleri otomotiv sektörünün yönlendirici ve tamamlayıcı unsuru olmaya başladı. ]]></description>
		    <news><![CDATA[Ekspertizde TÜV SÜD güvencesini müşterilerine sunan TÜV SÜD D- Expert’in Genel Müdür Yardımcısı Ozan Ayözger ‘’ İkinci el otomobil ticareti sektörün hem rakamsal hem de işlevsel konular bakımından büyük bölümünü işgal ediyor. İkinci el, sektörde yeni bir trend haline geldi. Pahalı otomotiv fiyatlarına rağmen 1 milyona yaklaşan ikinci el otomotiv satışları, sektördeki olumlu havanın devam ettiğini bizlere gösteriyor ‘’ açıklamasında bulundu.

1. Ekspertiz sektöründe büyüme artışı ne durumda?

Türkiye’deki yeni ortaya çıkan ve büyüme potansiyeli olan tüm sektörlerde olduğu gibi bizim sektörümüzde de birçok küçük ve büyük ölçekli firma ortaya çıktı ve farklı markalar oluştu. Bu sebeple ikinci el araç ekspertiz hizmeti almak isteyen tüketicilerin kaliteli, tarafsız ve bağımsız hizmet veren, bizim gibi firmalara olan ihtiyacı arttı. Otomobil sektöründe geçmişi ve tecrübesi olmadan ikinci el araç ekspertiz hizmeti veren firmalarda, tüketicilerin karşılaşabilecekleri hata oranının yüksekliği nedeniyle TSE’den Hizmet Yeterlilik Belgesi almış kurumsal firmalardan hizmet alınması büyük önem taşır hale geldi.

2. Sektörde kurumsallaşma adına getirilen düzenlemeler alıcıyı memnun etti mi?

Sektörde yapılan düzenleme sayesinde ekspertiz merkezi açma standartları belirlenirken, kurumsallaşma yolunda ilk adım atılmış oldu. Atılan bu önemli adımın devamında Hizmet Yeterlilik Belgesi sahibi ekspertiz merkezleri için denetim standartlarının oluşturulması, oluşturulan standartlar ışığında ekspertiz merkezlerinin denetimlerinin düzenli olarak yapılması ve bu denetimler sonucunda karşılaşılan olumsuzluklara karşı cezai yaptırımlar getirilmesiyle sektörde kurumsallaşma süreci büyük ölçüde tamamlanmış olacaktır. Dolayısıyla ikinci el araç ekspertiz sektörü hem alıcılar hem satıcılar için şeffaflığın hâkim olduğu bir sektör haline gelmiş olacaktır. Kurulduğu ilk günden itibaren kurumsal yapısıyla sektörde varlığını sürdüren TÜV SÜD D-Expert’in her şubesinin denetimi, gücünü 150 yıllık güvenlik, kalite ve sürdürülebilirlik tecrübesinden alan ve Türkiye’nin en önde gelen kuruluşlarından olan TÜV SÜD tarafından yapılmaktadır. Bu sayede markamız sektördeki yolculuğunun en başından beri müşterilerine güven ortamını sağlayarak, hak ettikleri bağımsız ve tarafsız hizmeti sunuyor.

3. İkinci el araç almak isteyenlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Aracın mevcut durumunun öğrenilmesi araç alım kararında büyük rol oynamaktadır. Bu nedenle en önemli tavsiyem alıcıların ikinci el araç almaya karar verdikten sonra mutlaka kurumsal bir ekspertiz firmasına aracı götürüp ekspertizini yaptırması olacaktır. Ayrıca yönetmelikle birlikte ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden gerçek ve tüzel kişilerin son kullanıcıya yapmış oldukları satışlarda aracı satan firma tarafından en az 3 ay veya 5.000 km garanti uzatımı verilmesi zorunluluğu gelmiştir (8 yaş ve 160.000km üzerindeki araçlar kapsam dışındadır) . İkinci el aracını bu firmalardan alan tüketiciler garanti uzatımlarını mutlaka talep etmelilerdir. Bireysel satış işlemlerinde garanti zorunluluğu olmamasına karşın motor, şanzıman, tork konvektörü diferansiyel ve elektrik sistemini kapsayacak olan garanti uzatımının en az 6 ay/10.000 km olarak yaptırılmasını tavsiye ediyorum. TÜV SÜD D-Expert’in Garanti uzatım paketleri sayesinde tüketiciler bu hizmeti ekspertiz sonrası merkezlerimizden 3 ay/5.000km, 6ay/10.000km veya 12ay/20.000 km olarak alabilmektedirler.

4. Alıcılar için hayata geçirdiğiniz güncel uygulamalarınızla ilgili bilgi verir misiniz?

İlk kurulduğumuz günden bu yana hizmetimizi en üst seviyelere taşımak ve sektörde öncü olmak amacıyla çalışıyoruz. Bunun için hizmet ağımızı ve ürün çeşitliliğimizi genişletmenin yanı sıra müşterilerimize en hızlı şekilde hizmet verebilmek adına da geliştirmeler yapıyoruz. Randevu sistemimizde yaptığımız son geliştirmeler sayesinde müşterilerimiz kendilerine uygun gün, saat, lokasyon ve paketleri hızlı bir şekilde tercih ederken şubelerimizde sıra beklemeden işlemlerini tamamlayabiliyorlar.

Müşterilerimizin ihtiyaçlarını en doğru şekilde anlayıp oluşturduğumuz ekspertiz paketlerimize ek olarak Garanti Uzatımlı Paketlerimiz sayesinde ekspertiz sonrasında garanti altına alınmış araçlarda oluşacak arızalarda kapsam süresi içerisinde üst limit olmadan zararları karşılanıyor.

Çok yakında sigortaladım.com ile başlayacağımız iş birliği sayesinde müşterilerimiz 21 farklı sigorta şirketinden trafik sigortası ve kasko teklifi alabilecek ve kendilerine en uygun poliçeyi taksitlendirme imkanıyla anında satın alabilecekler. Sektörümüzde güven noktası olma yolundaki hedefimize her geçen gün yaklaşırken, ikinci el araç alıcılarının işlerini kolaylaştıracak sürprizlerimizin devam edeceğini de müjdeleyebiliriz.

5. Yeni getirilen ikinci araç ticareti düzenlemesiyle ilgili vatandaşların dikkat etmesi gerekenler neler?

Yeni yönetmelik 2. El araçların kimler tarafından, nerede ve nasıl satılacağını düzenlerken, alıcıların da aldıkları araçları daha iyi tanımalarına olanak sağlıyor. Alıcıların bu haklarını bilerek alacakları araçları kendi istedikleri ve güvendikleri TSE’den Hizmet Yeterlilik Belgesi almış ekspertiz merkezlerine götürmelerini tavsiye ediyorum. Bu sayede sonraki süreçte yaşanabilecek kötü sürprizler önlenebilecektir.

6. Önümüzdeki bir yıl içerisinde ikinci el araç sektörü nasıl bir gelişim izleyecek?

Yönetmeliğin yansımalarının net bir şekilde gözlemlenebileceği bir yıl içerisinde, sektörde kurumsallıkla ilerleyen firmaların avantajlı olacağını söyleyebilirim. Hizmet kalitesini tescilleyerek, güven sağlayanların güçlenerek yollarına devam edeceklerini düşünüyorum.
]]></news>
		    <image>https://www.imbathaber.com/images/haberler/2019/05/ikinci-el-arac-ticaretinde-sektorun-durumu.jpg</image>
		    <thumb>https://www.imbathaber.com/images/haberler/2019/05/ikinci-el-arac-ticaretinde-sektorun-durumu_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.imbathaber.com/ikinci-el-arac-ticaretinde-sektorun-durumu/395/</link>
			<pubDate>Mon, 20 May 2019 12:18:01 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>“İş güvenliği uzmanları iyi yetişmelidir&quot;</title>
			<description><![CDATA[İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitim Araştırma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mutlu Baykal ile bir röportaj gerçekleştirdik. İş sağlığı ve güvenliğinin göz ardı edilmemesi gereken bir konu olduğunu vurgulayan Baykal, “Yaşanan iş kazaları kurumun itibarını dahi etkiliyor. İtibar asla sigortalanamaz. Toplumunda bu bilince çocukluktan başlanan eğitimle sahip olması gerekiyor” dedi.]]></description>
		    <news><![CDATA[Mutlu Baykal kimdir? Bize öncelikle kendinizden bahseder misiniz?
1978 Kahramanmaraş Elbistan doğumluyum. Elbistan bölgesi termik santralleri ile meşhur bir yerdir. Bu yönü ile biraz Aliağa’ya benzer. Orası da sanayi şehridir. Meslek lisesi elektrik mezunuyum. Askerliğimi yaptıktan sonra iş sağlığı ve güvenliği alanında, termik santraller bölgesinde çalışmaya başladım. Oradaki projeleri tamamlayıp yurtdışı projelerine katıldım. Katıldığım bütün projeler iş güvenliği ile ilgiliydi. 4 farklı proje bitirdikten sonra 2009’da Aliağa’ ya gelerek Petkim ile çalışmaya başladım. O süreden beri burada yaşıyorum, buraya yerleştik.  İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili eskiden bir bölüm yoktu. Bu bölümde çalışanlar alaylıydı. Bende bu bölümde alaylı çalışanlardan biriydim. Fakat daha sonra üniversitelerde bölümler açıldı. Bizlerde bu fırsatı değerlendirip iş güvenliği bölümünü okuduk ve sonrasında iş güvenliği uzmanlık belgesi aldık. Şuan Petkim’ de iş sağlığı ve güvenliği bölümünde çalışan bir işçiyim.
Derneği kurmaya nasıl karar verdiniz ve ne zaman kurdunuz?
2009’da Aliağa’ya geldiğimde birçok önemli firma burada faaliyet göstermesine rağmen iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili pek çalışma yoktu. Türkiye’ genelinde bazı çalışmalar vardı ancak Aliağa özelinde hiç bir şey yoktu. O zamanlar burada yeni olduğum için böyle bir girişimim olmamıştı. Bizler istedik ki; böyle bir derneğe liderliği birisi göstersin, bizlerde ona destek verelim diye hep bekledik aslında. Fakat böyle bir şey olmadığını görünce arkadaşlarımızla geçen sene bir karar aldık. Aliağa bölgesinin böyle bir derneğe, böyle bir sivil toplum kuruluşuna ihtiyacı olduğunu konuştuk. Aliağa’daki iş kazalarının çok olduğunu, meslek hastalıkları gibi konulara değinilmediğini, bunun çok ön planda tutulmadığını, burada çok farklı sıkıntılar olduğunu zaten bu sektörde çalıştığımız için bunu görüyorduk. Artık bu işe bir el atmanın, sivil toplum kuruluşu olarak da bir şeyler yapmamızın gerektiğini düşünerek bir grup arkadaşımızla bu konuda ‘ne yapabiliriz’i 5 ay boyunca eğrisiyle doğrusuyla tüm detaylarıyla istişare ettik. Dernek kurmak basit. 7 kişi bulduğunuzda dernekler il müdürlüğüne dilekçe verdiğinizde kurabiliyorsunuz. Ancak biz böyle bir şey istemedik. Sürdürebilir, yaşayan bir canlı gibi, tüzükteki amaçladığı görevleri icra eden bir dernek olsun istedik. Çerçeveyi oturttuktan sonra resmi başvurulara başladık. Yönetim kurulu ve kurucu üyelerimiz ile beraber derneğimizi kurduk.
Dernek çatısı altında, bugüne kadar ne gibi çalışmalar yaptınız?
Aliağa’ya ilişkin birçok proje belirledik. Aliağa bölgesinde konu ile ilgili herhangi bir araştırma yok. Ben meslektaşlarıma hep sormuşumdur yaşadığınız bölgenin bir hastalığı var mıdır diye. Bir doktor düşünün hastası geliyor, tahlil yapmadan hastasına bir ilaç veremiyor. Biz iş güvenliği uzmanıyız ancak bölgemizin hastalığını dahi bilmiyoruz. Sorunları bilmeden tedavi uygulayamazsınız. Biz bununla ilgili derneğimizin adına araştırma kısmını ekledik. Araştırma ile ilgili çok ciddi bir çalışma yaptık. Geçtiğimiz günlerde 4 kişilik bir ekipten oluşan araştırma koordinatörlüğümüz ile Aliağa’nın son 9 yıldaki yaşanmış ölümlü iş kazalarının sayıları, istatiksel verileri, hangi sektörlerde iş kazalarının yaşandığını, yaş grupları, kişilerin cinsiyetleri ve sendikalılık durumları gibi detaylara inerek toplayabildiğimiz kadar bilgi topladık. Sahada çalışan meslektaşlarımızdan bilgiler aldık. Basında yer almış haberleri taradık ve bunları bir araya getirerek pek çok veriye ulaştık. Yol gösterici olacak şekilde verileri düzenledik ve bunları paylaştık. Bu araştırmanın derneğimize çokça faydası oldu. Kamuoyuna bu bilgileri paylaşarak merak edenlere bir fayda sağladık. Aliağa’nın iş kazası karnesini ortaya çıkartmış olduk. Aynı zamanda bu bize de bir yol haritası oldu. Araştırmamız sayesinde iş güveliği uzmanlarının mesleki gelişimlerinin zayıf olduğunu gördük. Aliağa’ya ilişkin eğitim programları hazırladık. Yönetim sistemlerindeki değişikler ile ilgili bir eğitim düzenledik. Yoğun bir talep gördük. Harcadığımız emeğin karşılığını bu şekilde aldık. Farklı konularda araştırmalarımız devam ediyor. Örneğin şuan da 2019’un verilerini işliyoruz. Sadece iş kazaları değil, Aliağa’nın iş güvenliği kültürü, burada hizmet eden ortak sağlık güvenlik birimlerinin durumu veya okul servislerinin güvenlik durumu gibi farklı araştırmalarımız da olacak.
İş sağlığı ve güvenliği konusunda dernek olarak ne gibi projeler hazırladınız? 
Aliağa’nın sorunlarına ilişkin 7-8 tane proje belirledik. Türkiye’de iş güvenliği ile ilgili kaynaklara ulaşmakta bazı sıkıntılar var. Türkiye’deki iş güvenliğinin tarihi çok yakın olduğu için çok fazla kaynak bulmak kolay değil. Bakanlığın kaynakları ve özel kaynaklar var ancak onlarda sınırlı sayıda. İş güvenliği konu başlığı altındaki tüm kaynakları bir araya topladık. Kaynakların yetersizliği açısından tam bir kütüphane oluşturamayız ancak Aliağa’da bir kütüphanenin içerisindeki bir bölümü iş güvenliği ile ilgili kaynaklarla donatıp kütüphane içinde kütüphane yaratacağız. Kütüphanenin dış kısmına hem halk kütüphanesi hem de iş sağlığı ve güvenliği kütüphanesi olduğunu belirteceğiz. Türkiye’de ilk ve tek olacak bu. Hem biz faydalanacağız hem de öğrenciler, işverenler, çalışanlar gibi herkesin faydalanmasını sağlayacağız. 
Gözlemlerinize göre Aliağa’da iş güvenliği bilinci hangi seviyede?
İnsanlar bir işe başladıktan sonra iş güvenliği ile tanışıyorlar. Biz bunu kabul etmiyoruz. İş güvenliği eğitimi, bir bireyin çocukluğundan başlayarak ilkokulda, lisede, üniversitede müfredatlar içerisinde olması gereken önemli bir konudur. Ağaç yaş iken eğilir. Devletin desteği ile bu eğitimler en küçük yaşlardan işe başlayıncaya kadar sağlanmalıdır. İşe yeni başlayan birinin biyolojik yaşı 25 ancak iş güvenliği yaşı 1 oluyor. Bu sebeple iş güvenliği yaşlarını biraz daha büyütmek istiyoruz. Eğer iş güvenliği kültürü çocukluktan oturursa kişi ancak o zaman bunu anlamlandırır. Bununla ilgili olarak yakında ilçe milli eğitim ile ortak yürüttüğümüz bir projemiz olacak. İlköğretim öğrencilerine iş güvenliği ile ilgili bir eğitim vereceğiz. Çocukları sıkmadan, parkta yaşanan kazalar, okullarda yaşanan kazalar gibi kendi risklerine uygun şekilde görsel ve grafiklerle destekleyeceğimiz bir eğitim programı hazırlayacağız. İkinci bir adım olarak teknik ve meslek liselerinde eğitim gören çocuklarımız içinde benzer bir program hazırlayacağız.
Size destek olan kurum veya kuruluşlar var mı?
Derneğimiz kurulalı 8 ay kadar oldu. Öncelikli olarak yönetim kurulumuzu oluşturduk, projelerimizi hazırladık, iş güvenliği konusunda neler yapabiliriz üzerinde epeyce düşündük. Kurulduktan yaklaşık 6 ay sonra tanışmaya çıktık. Kamu kurum ve kuruluşlarından başladık. Belediye, Kaymakamlık, İlçe Milli Eğitim gibi kurumlarla henüz yeni tanıştık. Dolasıyla yeni olduğumuz için herhangi bir destek talep etmedik. Geçtiğimiz günlerde bir eğitim projesi kapsamında belediyeden bir salon desteği istedik ve bu desteği bize sağladılar. Ancak detaylı bir şekilde nasıl destek sağlanabilir konusunu henüz konuşmadık.
İş sağlığı ve güvenliği konusunda en çok zorlandığınız konular nelerdir?
Birçok alanda olduğu gibi bizdeki en büyük sorun da eğitim sorunu. Küçük ölçekli işletmelerde iş güvenliğine ayrılan herhangi bir bütçe yok. Bu konuda tam destekte almıyorlar. İş güvenliği liderlikleri de yok. Bu sebeple genellikle kağıt üzerinde eğitimler ya da hiç eğitim vermeden, usulsüz, geçiştirici ve tamamen uygulamadan uzak etkisi olmayan teorik bir eğitim veriliyor. Kişilerde bilinç oluşmadığı için bunun pek bir faydası olmuyor. Dolasıyla iş kazalarında bir azalma olmuyor. Normalde çalışanların biraz teorik eğitim aldıktan sonra uygulamalı eğitim de almaları gerekiyor. Bunun da etkin bir şekilde yapılması ve etkinliğinin de ölçülmesi gerekiyor. Kişide bilinç oluşturacak ve bu kültürü yaygınlaştıracak seviyede bir eğitim olmalı ve bu da kanunun emrettiği gibi her yıl düzenli olarak yapılmalı. Eğitimini almayan bir kişiden, sahada, iş güvenliği kurallarına uygun olarak çalışmasını beklemek yanlış olur.
Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var m?
Biz iş güvenliğini sadece bir tarafın yapacağı bir şey olarak görmüyoruz. Tüm tarafların bu konuda taşın altına elini koyması gerekiyor. Öncelikli olarak devlet bu konuya uygun yasalar çıkartmalı ve bunu etkin bir şekilde denetlemelidir. Bunun dışında topluma iş güvenliği bilincini oturtacak faaliyetler yürütmelidir. Türkiye’nin sosyolojik yapısını uygun olarak bunu yapmalıdır. İş güvenliği uzmanları kendilerini iyi yetiştirmelidir. Bu işe rehberlik eden kişiler onlardır. Dolayısıyla iyi yetişmiş kişiler olmalıdır. Eğitimlerini çok iyi almalıdır. İş güvenliği uzmanı olmak daha zor olmalıdır. İşverenlerin bu işe liderlik ediyor olması gerekiyor. Çünkü pek çok noktada işverenlerde bu konuda zarar ediyor ve karlılık oranları azalıyor. Yaşanan iş kazaları kurumun itibarını dahi etkiliyor. İtibar asla sigortalanamaz. Toplumunda bu bilince sahip olması gerekiyor. Toplumdaki STK’ların ve sendikaların da bu konuya daha çok eğilmesini istiyoruz. İş kazaları sadece işyerinde değil sosyal yaşamda da oluyor. Çalışanlarında yapılan çalışmalara, alınan tedbirlere uyması gerekiyor. Kendilerini biraz daha geliştirip bu konuda daha bilinçli olmaları gerekiyor. Derneğimizin tüm amacı bu 5 odak noktası üzerinde durmaktır. Çalışmalarımız bu yönde olacak. Bu öğeler eğer gelişir ve iş güvenliği konusunda çalışmalar yapılırsa, biz Türkiye’nin de gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, iş kazaların daha az olduğu, ölümlerin daha az olduğu, daha huzurlu, daha güvenilir iş yerlerinin ve toplumun olacağına inanıyoruz. Bunun içinde elimizden gelen çalışmaları yapacağız. Tüm kurum ve kuruluşların iş güvenliği konusunda desteklerini bekliyoruz.
 ]]></news>
		    <image>https://www.imbathaber.com/images/haberler/2019/04/is-guvenligi-uzmanlari-iyi-yetismelidir.jpg</image>
		    <thumb>https://www.imbathaber.com/images/haberler/2019/04/is-guvenligi-uzmanlari-iyi-yetismelidir_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.imbathaber.com/is-guvenligi-uzmanlari-iyi-yetismelidir/328/</link>
			<pubDate>Fri, 12 Apr 2019 17:16:22 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Dr. Cemil Tugay ile çok özel!</title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <news><![CDATA[Her insanın gönlünde yatan bir şehir vardır. O gönülden gelen sevgide sevginin hası vardır çünkü. Yaşadığımız yer neredeyse orayı severiz ama cani gönülden mi? Geçici mi? Genel geçerimiz olmayan yer sevdamızdır, aşkımızdır. Bu değişmez gerçekte her Karşıyakalı için geçerlidir. Karşıyaka yuvadır, barınaktır, dosttur, ahbaptır, insanların birbirine saygı ile yaklaştığı kocaman bir ilçedir. Kemalpaşa Cadde’si adeta İstanbul’un Beyoğlu’ndaki İstiklal Cadde’si havasındadır. Gecesinde gündüzünde yol boyu insan selinde; tüm günü yaşayan hayat Karşıyaka çarşısındadır. Renkli kimlikler çarşının başından sonuna kadar Kemalpaşa Cadde’si ayrı bir kimlik katarken yaşadığımızı hissederiz.
Karşıyaka’yı Karşıyaka yapan insanı mı? Karşıyaka’nın denize çıkan sokaklarının mavinin yeşille buluşması mı?  Hanımefendilerin, beyefendilerin ve delikanlıların çıktığı sahilin rengârenk kimliğinde yaşamı yaşadığını gösteren insanla çoğalan birlik ve berberlik mi?
Hıdırellez geceleri sahile yapılan çakıl taştan evler ve sabaha karşı denize atılan dilekler mi bizi biz yapan en temel öğeler. Körfez manzarası her evden görünmese de sokakları sahile çıkan ilçemizde sahille buluşuyorken Karşıyakalı mutludur günün yorgunluğunu attığı yaz akşamında.
İlk sevdalarımızı yaşarken biz Karşıyaka’da ve Karşıyaka İstasyon Kahvesi’nde buluşurken sevgilimizle, Karşıyakalı Çay Bahçesi’nde otururken gün batımında, sahil boyundaki; Sıfır-altı ve Kasman Pastanesi’nde ve Karşıyaka Spor Kulübü’nde herkes oturabilirken, Bostanlı’ya varırken bisikletle, Barınağın curcunası ve balık kokan havasını içimize çekerken özlem duyarız eskiye… Karşıyaka’yla simge olmuş o uğrak yerlerimiz yok şimdi ama!
Bizim evimiz bizim ilçemiz kırk sene öncesinde de modern ve örnekti, şimdi de ama çok eksikler var Karşıyaka’da.
Bir bir sayarım ama bu sefer de “yazar proje üretmiş” derler.  Neme lazım. Onun için proje üretmek seçilecek başkanın işi ve belediye başkanlığına talip olandan dinlemekte fayda var Karşıyaka için yapılacaklarını bilmek lazım.  Karşıyaka ilçemiz için seçilmiş ve seçilecek belediye başkanımızın işi proje üretmek ve projeleriyle gönlümüze gözümüze hatta ruhumuza hitap etmek olursa ne güzel…
CHP Karşıyaka Belediye Başkan Adayı Dr. Cemil Tugay’ın projelerini görmezden gelemeyiz. Özellikle biz kadınların istersek dünyayı değiştirebileceği gerçeğine dem vuran vaatleri kulağa hoş geliyor, umutlandırıyor tüm kadın insanları.
Dr. Cemil Tugay’ın daha refah daha modern daha yaşanası Karşıyaka projelerinden en çok kadın için yapılacak olanlar hoşuma gitti bir kadın olarak ve onlardan başlamak istiyorum:
-Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için her alanda çaba göstereceğiz.
-Sözlerimizi, davranışlarımızı kadın-erkek eşitliği üzerine kuracağız.
-Kadınların toplumsal ve siyasal yaşamın merkezinde yer alması için çalışacağız.
- Kadına karşı işlenen her suçun karşısında olacağız.
-Kadına karşı işlenen suçların önlenmesi, suç mağduru olan kadınların korunması için çalışacağız.
-Suç mağduru olan, şiddet gören, can güvenliği tehlikede olan kadınların korunması için kadın sığınma evini yeniden faaliyete geçireceğiz.
-Kadına şiddeti doğuran koşulları ortadan kaldırmak için çalışmalar yapacağız.
-Karşıyaka’da okuma yazma bilmeyen kadın kalmaması için okuma-yazma kursları düzenleyeceğiz.
-Her kadına kendini geliştirme meslek edinme ve iş bulma imkânı sağlayacak hizmet modelleri geliştireceğiz.
Gelelim Dr. Cemil Tugay’ın Karşıyaka Belediye Başkanı seçildiği takdirde neler yapacağız proje ve hedeflerine:
-Çağdaş çöp toplama ve geri dönüşüm uygulamaları ile Karşıyaka’yı Türkiye’nin en temiz ilçesi yapacağız.
-Büyükşehir belediyemizle uyum içinde, şehir içinde toplu taşıma alternatiflerin artırdığımız, ihtiyaçları karşılayan yeni ve çağdaş çözümler üreteceğiz.
-Karşıyaka’ya soluk aldıracak meydanlar yer altı ve yer üstü otopark alanları yapacağız.
-Sahilde yeni kafeteryalar, aktivite alanları oluşturacağız. Mustafa Kemal Mahallesi’nde “Hobi Bahçeleri” ve “Piknik alanı” da bulunan Botanik Bahçesi yapacağız.
-Kent Tarihi Müzesi, Karşıyaka Sergi Sarayı ve Akıllı Kent Kütüphanesini inşa edeceğiz.
-Evde sağlık hizmetlerini geliştireceğiz. Kanser Danışma Merkezi ve Sporcu Sağlık Merkezi kuracağız.
-Spor Kulüplerimize alt yapı desteği vereceğiz. Karşıyaka Spor Kulübümüzün stadının bir an önce yapılması için gerekli girişimlerde bulunacağız.
-Can dostlarımıza iyi bakacağız, sokaklarımızda aç, sağlıksız ve sahipsiz kalmaması için gerekli önlemleri alacağız.
-Öncelikle ihtiyaç sahibi insanlarımızın ucuz ve sağlıklı ürünlere direkt üreticiden ulaşması için halk marketlerin, halk et ve süt ürünleri tesislerinin kurulması ve yaygınlaşması için çalışacağız.
“Karşıyaka’yı ve sorunlarını biliyoruz, çünkü KARŞIYAKA BİZİM EVİMİZ, KARŞIYAKA BİZİM DÜNYAMIZ…“ diyor CHP Karşıyaka Belediye Başkan adayı Dr. Cemil Tugay.
Ve biz de Karşıyakalı olarak diyoruz ki: Bize hizmet eden parti A ya da B olabilir fakat belediye başkanımız Karşıyaka’yı tanıyan, sokaklarında kaybolmayan, hal bilip halden anlayan, insan ayırmadan herkese kucak açan olsun.
 CHP Karşıyaka Belediye Başkan adayı Dr. Cemil Tugay doktor kimliği ve sivil toplum geçmişi ve de son derece mütevazi kişiliğiyle adeta ışıldıyor, umut veren söylemleri ve tavrıyla dikkat çekiyor.
Hem okuyup hem çalıştığını açıkça, yüreklice söylüyor ve işte bu açık yürekliliğiyle de geçmişin geleceğe yol olabilmesinin çalışmakla olabileceğine de değiniyor.  Son derece olumlu, insanın en kıymetli varlık olduğunu bilen bir doktora güven veren üslubuna bakılmaz mı? Kaf Kaf çekerek gelen gençlere de umuttan söz ederseniz umut türküleri çağırmaz mı o gençler…
 İlaveten: Dr. Cemil Tugay Karşıyaka Belediye Başkanı seçildiği takdir de Karşıyaka Spor Kulübü’nün aynı yerde ama daha modern bir biçimde canlandırılacağını ve Karşıyaka Spor Kulübü takımı daha üst seviyelere çıktığı zamanda ilave bir stadın yapılması için çalışmalar yapılacağını söyledi. Şu andaki mevcut Karşıyaka stadı TOKİ üzerinden yapılıyor ve seçildiğimiz takdirde her katkıyı koyacağız Karşıyaka Stadyumuna.
 Sokak hayvanlarını sokaklarda kendi hallerine bırakmayacağız, kontrollü bir şekilde hayvanlarının bakımlarını sağlayacağız, onlarla birlikte yaşamayı öğreneceğiz. Esasen sokak hayvanlarının kontrolsüzce üremelerini durdurmak gerekir.  Yavru hayvanları da tramvaya sebep olmadan sahiplendireceğiz.
Yeniden yapılandırmada mimarlarımızla beraber çalışarak şehirde yeni yapılacak binalarımız için bazı standartlarla tanımlamayı düşünüyorum. Özellikle de kullanılacak dış cephe birkaç tane standart tanımlıyoruz, renk kalite vs. açısından. Bu yönde adım atacağız ve cesaretle yapacağız bunu. Ana halterlerde daha göz önünde olan caddelerde yeniden yapılandırılacak.  Bizim daha çok  rehabilitasyona ihtiyacı olan alanlarımız var. Cumhuriyet Mahallesi var.   Alaybey ise  dar sokakları, binaları eski, sıkışık ve bunla ilgili ‘ada bazlı bir kentsel dönüşüm’ yapma yetkisi bizde değil. Büyükşehirde bile değil. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı onayıyla yapılabiliyor. Bunlarla ilgili yapılandırma da orada yaşayan insanların rızasıyla olur. Özellikle trafiğin rahatlatması gereken ve otopark ihtiyacını gidermek için bazı özel planlar yapılabilir.  Karşıyaka’ya tepeden baktığınız zaman temiz şık görüntüsündeki çirkinliklerden olabildiğince arınmış insanların nefes alabildiği düzen içerisinde yaşayabileceği mutlu huzurlu Karşıyaka hayal ediyorum.   Karşıyaka bundan böyle daha kaliteli daha özenle inşa edilmiş, ondan sonrada yapılacaklarla da daha planlı bir kent olacak.
Kadına Şiddetle ilgili ne düşünüyorsunuz soruma da aldığım cevaplar konun vahameti bakımından önemliydi:
CHP Karşıyaka Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay  ‘KADIN SIĞINMA EVLERİNİ’ canlandıracağız.  Şiddetin nedenlerini kaynağında çözmek için uğraşacağız. PİSKOLOG ve SOSYOLOG eşliğinde yerinde tespitler yapılması için de bu konuya vakıf Kent Konseyi kuracağız.  Bizim psikiyatristlerimizin bir sözü vardır:  “Esas tedavi edilmesi gereken şiddet mağdurunu o hale getirmiş kişidir”. Popüler kültür şiddeti teşvik ediyor ve çok rahatsız edici. Kendisini üstün gören erkek şiddet uyguluyor ne yazıktır ki.  Her güzellik için çalışacağız her şey insan için.  
Amma ve lakin;
İzmir’in Karşıyaka’sında yaşayan insanlar, yerel seçimlerde siyasi oluşumdan ziyade seçilecek olan belediye başkanın uzak görüşüne ve üslubuna ve de kucaklayıcı tavrına bakıyor, seçeceği belediye başkanında yapmacık olmayan sahicilik arıyor. Beş yıl boyunca seçeceği belediye başkanından hizmet bekliyor. Onun içindir ki ve aksi takdirde; bir dahaki seçimde ne İzmir ne de Karşıyaka’da oyunu verdiği belediye başkanından hizmet görmez ise, vaatlerinin arkasında durmayan belediye başkanlığı yapmış kişiyi unutur giderken de siler defterden. Önemli olan Karşıyaka ve İzmirlilerin gönlüne kurulmaktır. Kolay kolay efsane belediye başkanı olunmuyor çünkü. CHP Karşıyaka Belediye Başkan adayı Dr. Cemil Tugay, azimli çalışkan ve doktor kimliğiyle insan için çalışacak bir kimlik ve sakin tavırlarıyla dikkat çekiyor. İnsan refahını hedeflemiş ve ‘her şey insan için tanımlamasında’  uzlaşmacı kişiliğiyle de güven veriyor. CHP Karşıyaka Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay seçildiği takdirde Karşıyakalının gönlüne kurulur mu bilemeyiz, “zaman gösterecek” deriz. 
“Karşıyaka ve İzmir için yeni seçilecek belediye başkanımız hangi partiden olursa olsun kentlisini unutmayan, insanıyla görüşebilen,  projelerinin arkasında duran bir belediye başkanı olsun” diyoruz.
 ]]></news>
		    <image>https://www.imbathaber.com/images/haberler/2019/03/dr-cemil-tugay-ile-cok-ozel.jpg</image>
		    <thumb>https://www.imbathaber.com/images/haberler/2019/03/dr-cemil-tugay-ile-cok-ozel_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.imbathaber.com/dr-cemil-tugay-ile-cok-ozel/295/</link>
			<pubDate>Thu, 28 Mar 2019 11:27:25 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>