"İzmir, Bölgenin Yaratıcı Merkezi Olabilir"

İzmir Reklamcılar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Turusan Çiner, kentin sahip olduğu potansiyele dikkat çekerek, doğru bir vizyonla İzmir'in sadece Türkiye'nin değil, bölgenin yaratıcı merkezlerinden biri haline gelebileceğini vurguladı. Marka değeri olmayan ekonomilerin, sürdürülebilir büyüme şansı olmadığını belirten Çiner, Yaratıcı endüstrilerin klasik sanayi mantığıyla ölçülemeyecek bir katma değer ürettiğini kaydetti.

İzmir Reklamcılar Derneği’nin (İRD) İzmir Ticaret Odası’nda Divan Başkanlığını Murat Türkay’ın,  Divan üyeliklerini Özge Kaçar ve Kaan Kırıcı’nın gerçekleştirdiği mali genel kurulda derneğin mali tabloları oy birliğiyle onaylanırken, 2026 yılı bütçesi oy birliği ile kabul edildi. Genel kurulda üyelere hitaben konuşan Başkan Turusan Çiner, Küresel ekonomik tablonun getirdiği zorluklara rağmen İzmir’in sahip olduğu değerlerin eşsiz bir fırsat sunduğunu söyledi. Çiner, yaratıcı endüstrilerin birer sosyal sorumluluk alanı değil, stratejik bir kalkınma politikası olarak ele alınması gerektiğine işaret etti.
“Yaratıcı endüstriler döviz kazandırıyor, beyin göçünü engelliyor”
İzmir’in yaratıcı endüstriler için taşıdığı potansiyelin altını çizen Çiner, kentin sunduğu imkanların doğru bir vizyonla birleşmesinin şart olduğunu belirterek şunları ifade etti:
“Tüm bu zorlu ekonomik tabloya rağmen şunu çok net görüyoruz: İzmir, yaratıcı endüstriler için büyük bir potansiyel taşıyor. Yaşam kalitesi, genç nüfus, üniversiteler, kültürel üretim ve girişimcilik altyapısı; doğru bir vizyonla birleştiğinde İzmir’i sadece Türkiye’nin değil, bölgenin yaratıcı merkezlerinden biri haline getirebilir. Biz bu potansiyeli gerçeğe dönüştürmek için reklamcılığın stratejik bir alan olarak kabul edilmesi ve teknoloji odaklı istihdamın desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz. Döviz kazandıran ve beyin göçünü engelleyen yaratıcı ekonominin İzmir için itici güç olabilir. Dernek olarak bu vizyonu her platformda savunmaya devam edeceğiz” dedi.
“Reklamcılık sektörü etkisi katlanarak büyüyen bir alan”
Türkiye ekonomisindeki yüksek enflasyon ortamı, kur baskısı ve iç talepteki dalgalanmanın markaları kısa vadeli çözümlere yönlendirdiğini, uzun vadeli marka yatırımlarının geri plana itildiğine dikkat çeken Çiner, marka değeri olmayan ekonomilerin, sürdürülebilir büyüme şansı olmadığını vurguladı. Yaratıcı endüstrilerin klasik sanayi mantığıyla ölçülemeyecek bir katma değer ürettiğini belirten Çiner, “Bu sektörler; döviz kazandırır, nitelikli istihdam yaratır, beyin göçünü azaltır,         İhracat yapan markaların rekabet gücünü artırır Dünyada bu alanı stratejik olarak ele alan ülkeler, yaratıcı ekonomiyi bir “yan sektör” değil, kalkınma politikası olarak görüyor. Bizde ise yaratıcı endüstriler hâlâ çoğu zaman teşvik listelerinin alt sıralarında, mevzuatın gri alanlarında ya da yanlış sınıflandırmaların içinde yer alıyor. Bu bir tercih değil; kaçırılmış bir fırsattır. Reklamcılık sektörü doğrudan ölçülemeyen ama etkisi katlanarak büyüyen bir alandır” diye konuştu.
“Reklamcılık ülke ekonomisine değer katar”
Konuşmasında sektörün daralan pazarına da değinen Çiner, firmaların marka değerini korumasının her zamankinden daha kritik olduğunu vurguladı. Reklamcılığın hâlâ çoğu zaman yalnızca hizmet sektörü olarak tanımlandığına dikkat çeken Çiner, “Oysa yarattığımız değer; markaların bilançosuna, şehirlerin algısına, hatta ülkenin rekabet gücüne doğrudan etki ediyor”  dedi.
“Sektörde gençleri kaybetmemeliyiz”
Sektörlerinde genç istihdamın en kırılgan alanlarından biri hâline geldiğinin de altını çizen Çiner, “Bugün gençler reklamcılığa büyük bir heyecanla giriyor; ancak belirsiz kariyer yolları, güvencesiz çalışma modelleri ve net tanımlanmamış beklentiler nedeniyle çok kısa sürede sektörden kopabiliyor. Bu yalnızca gençlerin kaybı değil; sektörün hafızasını ve geleceğini kaybetmesi anlamına da geliyor” diye konuştu.