Başkan Tugay Sağlıklı Kentler Forumu'nda konuştu:

Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay'ın öncülüğünde bu yıl ilk kez düzenlenen Sağlıklı Kentler Forumu İstanbul'da başladı. Küresel ölçekte yaşanan gıda, su ve enerji sorunlarına bütüncül bir çözüm için düzenlenen forumun açılışında konuşan Başkan Tugay, yerel yönetimlerin belirleyici rolüne dikkat çekerek 'İklim hedefleri ancak kentlerde somutlaşır, uyum politikaları ancak kentlerde görünür olur, dirençlilik ancak yerelde kurulur' dedi.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın başkanlığını yaptığı Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin 45’inci Olağan Meclis Toplantısı ile eş zamanlı olarak bu yıl ilk kez düzenlenen Sağlıklı Kentler Forumu (Healthy Cities Forum-HCF) İstanbul’da başladı. 13-14 Mayıs tarihlerinde “Gıda, Su ve Enerji” başlıklarıyla Uluslararası Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen buluşmaya Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Nuri Aslan, Sağlıklı Kentler Birliği üyesi il ve ilçe belediye başkanları, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve diğer üye belediyelerin bürokratları meclis üyeleri, bilim insanları, akademisyenler, sivil toplum kurulu temsilcileri ve çok sayıda paydaş katıldı. Başkan Dr. Cemil Tugay’ın talimatıyla bilginin üretildiği, deneyimin paylaşıldığı ve ortak aklın geliştirildiği bir tartışma zemini oluşturmak için düzenlenen forum, iki yılda bir yapılacak. 

“Kentlerimizi artık yalnızca büyüme ve altyapıyla değerlendiremeyiz”
Forumun açılış konuşmasını yapan Başkan Dr. Cemil Tugay, kentlerin yerel değil küresel sorunlarla karşı karşıya olduğuna dikkat çekerek, “Kentlerimizin geleceğini birlikte düşünmek ve birlikte üretmek üzere bir aradayız. Bugün kentlerimizi yalnızca büyüme, altyapı ve hizmet üretimi üzerinden değerlendirmeyeceğimizi açıkça görüyoruz. Kentler; iklim krizinin, derinleşen eşitsizliklerin, afet risklerinin, gıda güvencesi sorunlarının, su stresinin, enerji kırılganlıklarının ve halk sağlığı tehditlerinin kesişim noktasında bulunuyor. Dolayısıyla sağlıklı kent meselesi artık yalnızca sağlık hizmetleriyle ilgili bir konu değildir. Sağlıklı kent; adil gıdaya erişimdir, güvenli suya erişimdir, temiz havadır, yaşanabilir kamusal alandır, dirençli altyapıdır, sosyal adalettir, katılımdır ve tabii iyi yönetişim anlayışıdır. Aynı zamanda insanla doğa arasındaki ilişkinin de yeniden dengelendiği bir yaşam sistemidir. Artık kentlerimizi böyle de görmemiz lazım” diye konuştu. 

“Bütüncül bir bakışa ve ortak akla ihtiyacımız var”
Sağlıklı Kentler Forumu’nun kurulma hikayesini anlatan Başkan Tugay, “Bugün 153 belediyeyi aynı vizyon etrafında buluşturan güçlü bir yerel yönetim ağı olarak biliyoruz ki, kentlerin karşı karşıya olduğu çok boyutlu sorunlara tekil ve parçalı çözümler üretmek artık yeterli değildir. Yeni bir anlayışa, bütüncül bir bakışa ve ortak akla ihtiyacımız var. Çünkü kentler yalnızca yapıların ve altyapıların toplamı değil; suyun, gıdanın, enerjinin, bilginin, hareketin ve yaşamın sürekli aktığı canlı sistemlerdir. Bu akışlar kesintiye uğradığında yalnızca hizmetler değil, kentsel yaşamın kendisi kırılgan hale gelir. Bu forumu tam da bu ihtiyaçtan hareketle kurguladık. Bugün burada ilkini gerçekleştireceğimiz Sağlıklı Kentler Forumu'nu yalnızca bir toplantı ya da iyi uygulama paylaşım zemini olarak değil; aynı zamanda bilginin üretildiği, deneyimin paylaşıldığı, farklı ölçeklerden aktörlerin yalnızca birbirini dinlediği değil, birlikte politika geliştirdiği ve yeni iş birlikleri kurduğu bir ortak düşünme alanı olarak tasarladık” ifadelerini kullandı. 

“Bir kentin sağlıklı olması için yalnızca hastanelerinin iyi olması yetmez”
Sağlıklı kentler oluşturmak için yerel yönetimlerin ve akademinin rehberliği, sivil toplumun sahadaki birikimi, uluslararası ağların deneyimi ve yurttaşların katılımının öneminden söz eden Başkan Tugay, “Yerel yönetimlerin rolü burada özellikle belirleyicidir. Belediyeler; kent yaşamını doğrudan şekillendiren; kamusal mekânı, altyapıyı, çevreyi, sosyal hizmetleri, afet hazırlığını, ulaşımı, suyu, atığı, gıdayı ve yaşam kalitesini doğrudan etkileyen kurumlardır. Bu nedenle yerel yönetimler artık yalnızca altyapı yöneten kurumlar değil;  toplum sağlığını, iklim direncini ve yaşam kalitesini doğrudan belirleyen dönüşüm aktörleridir. Bir kentin sağlıklı olması için yalnızca hastanelerinin iyi olması yetmez. Mahalle ölçeğinde; güvenli, yürünebilir alanlar gerekir, temiz ve erişilebilir su gerekir, kırılgan grupları gözeten sosyal politikalar gerekir, afetlere hazırlıklı altyapılar gerekir ve tabii güvenilir gıda sistemleri gerekir. Bu forumda yürüttüğümüz tartışmaların, önümüzdeki dönemde Türkiye'de gerçekleşecek olan COP31 Birleşmiş Milletler İklim Konferansı açısından da önemli bir birikim oluşturacağına inanıyoruz. COP31'e hazırlanırken kentlerin sesinin daha güçlü duyulması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü iklim hedefleri ancak kentlerde somutlaşır, uyum politikaları ancak kentlerde görünür olur, dirençlilik ancak yerelde kurulur” şeklinde konuştu.

“Ülkemizi, dünyayı doğru yönlendiren çalışmalar buradan ortaya çıkacaktır”
Geride kalan 20–30 yılın çok çabuk geçtiğini hatırlatarak yaşamın sadece bugünden ibaret olmadığının altını çizen Başkan Tugay, “Yaşam mutlaka geleceği de geçmişi de kapsayan bir alan. Bunu böyle görmemiz lazım. O nedenle tabii ki siyasi mücadelelerimiz devam edecek, tabii ki haklılıklarımızı her yerde savunmaya devam edeceğiz ama ne olursa olsun esas konumuzun insanların yaşamlarıyla, güvenlikleriyle, sağlıklarıyla bağlantılı olduğunu unutmayacağız. Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği'nin misyonunun çok değerli olduğuna inananlardan birisiyim. Pek çok başka belediyemiz katıldı ve katılmaya devam ediyor. Her geçen genel kurulda üye sayımız artıyor. Bugün yapacağımız genel kurulda Ankara, Manisa, Urfa gibi büyük illerimiz de birliğimize katılıyorlar. Önümüzdeki dönemde yeni katılanların olacağını da biliyoruz. Bu büyük ve değerli birliğin, grubun daha fazla verimli çalışması için hepinizin katkısına ihtiyaç var. İleride pandemiden tutun çölleşmeye kadar aklınıza gelebilecek her türlü olumsuz duruma karşı şehirlerimizi, ülkemizi, dünyayı doğru şekilde gören ve doğru çalışmalarla yönlendiren bir anlayış en kolay buradan ortaya çıkacaktır” şeklinde konuştu.

Aslan: Huzursuzluk, kaygı, gelecek korkusuyla iyilik hali olmaz
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Nuri Aslan, sözlerine tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun selamlarını ileterek başladı. Nuri Aslan,  “Bugün burada olmayı çok isterdi. Ekrem başkanımız, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yönetim vizyonunu ‘adil, yeşil ve yaratıcı İstanbul’ olarak ortaya koydu. Tüm bunları doğru strateji ve planlamayla hayata geçirmek için büyük bir mücadele içine girdi. Mücadelemiz devam ediyor. Kendisi Silivri zindanında, bizler de burada aynı mücadeleyi devam ettiriyoruz” dedi. İstanbul’da hayata geçirilen projeler hakkında bilgi veren Nuri Aslan, “Sağlığın sadece fiziksel olmadığını biliyoruz.  Sağlık tam bir iyilik halidir.  Bizim tüm çalışmalarımızın odağında insan yaşamı var. Huzursuzluk, kaygı, gelecek korkusu ve derin adaletsizlik hissi olan bir toplumda iyilik hali bulunamaz. Bizim tek bir amacımız var. Kentimizi ve insanlarımız anlamak ve doğru işler yapmak” ifadelerini kullandı. 

“Tugay önemli bir emek koydu”
Nuri Aslan, su kaynaklarının hiç olmadığı kadar önemli hale geldiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Kuraklıkla mücadele ana gündemlerimizden birisi haline geldi. Gıda ve enerji güvenliği ulusların kaderini belirleyecek kadar önemli artık. Yeşil ve gri arasında amansız bir mücadele şehirlerimizin her tarafında sürüyor. Bu konuların hepsi iç içe geçmiş durumda. Bir yerde yaşanan kuraklık göçü etkiliyor. Bugün burada deneyimlerimizi paylaşmaktan ve ortaklaşa uygulamalar oluşturmaktan mutluluk duyuyorum. Bugün hep birlikte geleceğe bakıyoruz. Şehirler yalnızca yollar, binalar veya altyapılarla ayakta durmuyor. Kentleri ayakta tutan şey bilim, ortak akıl ve insan odaklı yönetim anlayışıdır. Bu dönem birlik başkanlığı görevini yürüten Cemil Tugay ile kapsayıcı yaklaşımı, uzlaşmacı yönetim anlayışını yerel yönetimlerin arasında koyduğu diyalogda önemli bir emek ortaya koydu ve bu süreci büyüterek devam ettiriyor. Bizler de bu anlayışın sürmesini çok önemsiyoruz” diye konuştu. 

Fitzgerald: Bölünmüş politika üretme dönemi sona erdi
Açılış konuşmalarında son olarak İrlanda’nın Cork eski Belediye Başkanı ve Cork Sağlıklı Şehirler siyasi temsilcisi Tony Fitzgerald, “Şehirlerin sesi çok önemli. Sağlıklı Kentler Forumu’nda yalnızca tek bir krizi ele almak için değil, günlük hayatımızı etkileyen çok boyutlu sorunları konuşmak için bir aradayız. Bu krizler birbirinden bağımsız değil, birbirini etkiliyor. İnsanların temiz havaya, güvenli konuta ve aidiyet hissine kavuşması büyük önem taşıyor. Sağlıklı kentler stratejik bir pusulayla geliştirilmeli. Uzun vadeli sağlıklı kentler yaklaşımı, sağlığın yalnızca bir departmanın sorunu olmadığını ortaya koyuyor. Modern zorluklarla baş etmek için parçalı politika üretme dönemi sona erdi. Şehirleri tanıyan, onları doğal bir ekosistem gibi gören bir yaklaşıma ihtiyaç var. Sağlıklı bir şehir yaşayan bir şehirdir” dedi.

Gıda, su ve enerjinin düğümü çözülüyor 
Sağlıklı Kentler Forumu kapsamında iki gün boyunca Gıda Düğümü, Su Düğümü ve Enerji Düğümü başlıklarıyla üç ayrı oturum gerçekleştirilecek. Alanında uzman akademisyenler, bilim insanları ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri üç başlığın sağlıklı şehirler için geleceğini masaya yatıracak. Gün sonunda ise Koridorlara Geçiş panelinde "Daha Çoğuna Hazır mıyız? Çoklu Krizler Çağında Kentler ve Sistemler Arası Bağlantılar" konusu tartışılacak. Ana salondaki oturumlarla eş zamanlı olarak ise tek sağlık, gençler ve gelecek, fonlar ve projeler, sağlık okuryazarlığı gibi çok sayıda konuda paneller gerçekleştirilecek.