Avukat Kekik: Değişen toplumsal roller boşanmayı artırıyor!

Türkiye'de 2024 yılında gerçekleşen boşanma davaları, Cumhuriyet tarihinin zirvesine çıktı. Konuyla ilgili Egeli Haber'e değerlendirmelerde bulunan Boşanma Avukatı Deniz Kekik, boşanmaların artması ile ilgili, değişen toplumsal rollere ve birey olma ihtiyacına dikkat çekti.

TUNAY AFYON-ÖZEL HABER/ Türkiye’de 2024 yılında gerçekleşen boşanma davaları Cumhuriyet tarihinin zirvesine çıktı. 2023’te 173 bin 342 boşanma gerçekleşirken 2024’te bu sayı 187 bin 343 olarak kaydedildi. Peki bu rekor sayıların arkasında hangi sebepler, hangi etmenler var? Boşanma Avukatı Deniz Kekik, konuyla ilgili Egeli Haber’e değerlendirmelerde bulundu. Kekik, değişen toplumsal rollerin ve birey olma ihtiyacının dava sayılarını artırdığını söyledi.

“Konya’nın merkez ilçesi kadar boşanma gerçekleşti”

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2024 yılında 187 bin 343 çift resmi olarak yollarını ayırdı. Cumhuriyet tarihinde bir rekor olarak kayıtlara geçen bu durumla ilgili Avukat Deniz Kekik, değerlendirmelerde bulundu. Oran olarak bakıldığında her bin kişiden 2.19’unun boşanmış olduğunu dile getiren Kekik, “Boşanma sayıları rekor seviyede. Bu biten davaların rekor sayıları bize net bir tablo ortaya çıkarıyor, o da şu ki, ekonomik sıkıntılar, değişen toplumsal roller ve birey olma isteği bu davaların sayılarının artma nedenleri olarak söyleyebiliriz. TÜİK’in oranlarında Cumhuriyet tarihinin en yüksek rakamı olduğu ortaya çıkıyor, ciddi bir artış var.  Bu da demek oluyor ki neredeyse Konya’nın merkez ilçesi kadar bir nüfus, 1 yıl içerisinde yollarını ayırmış diyebiliriz” dedi.

“İzmir’de yüzde 40 daha yaygın”

 Kaba boşanma hızının Türkiye genelinde 2.19 olduğunu ifade eden Kekik, İzmir’in binde 3,05’lik bir orana sahip olduğunu söyledi.  Kekik, kaba boşanma hızında İzmir’in Türkiye birincisi olduğuna dikkat çekerek,  “Türkiye geneline göre İzmir’de boşanma neredeyse yüzde 40 daha yaygın ve daha çok kadınlar boşanma davası açıyorlar. Öne çıkan sebeplere baktığımızda, kabınlar için öncelikle ekonomik bağımsızlık. İzmir’de kadınların iş gücüne katılım ve eğitim seviyesi daha yüksek.  Bu ekonomik özgürlük, ‘evlilik ne pahasına olursa olsun sürsün’ düşüncesini zayıflatıyor. İstatistiklere baktığımız zaman da boşanma davalarının yüzde 57’sini kadınların açtığını görüyoruz” ifadelerini kullandı.

“Ekonomik güçlükler, çiftler arasında çatışma sebebi”

Büyük şehirde yaşamanın getirdiği stresin de boşanma davalarına etki ettiğini belirten Kekik, “İzmir’deki boşanmaların sebepleri arasında trafik, yüksek hayat pahalılığı, iş stresi; bu gibi faktörler evlilik ilişkisi üzerinde ekstra bir yük oluşturuyor. Ekonomik güçlükler çiftler arasında çatışma sebebi haline gelmiş durumda” değerlendirmesinde bulundu. Kekik, toplumun boşanmayla ilgili bakış açısının değiştiğini de dile getirdi. “Boşanma eskiden ayıp olarak görülebilirdi ama şimdi ayıp ya da başarısızlık olarak görülmekten çıkıp bireysel mutluluğa verilen bir seçenek haline geldi” diyen Kekik, “İlginç olan bir nokta ise bu durum genç evlilikleri değil 16 yılı aşkın evlilikleri etkilemesiyle İzmir’deki boşanmaların yaklaşık yüzde 29’u bu gruptan oluşuyor. Bu noktada sosyal medya faktörüne de değinmek lazım. Sosyal medya nedeni ile tarafların birbiriyle yüz yüze etkileşimleri de azaldı ve sadakatsizlik iddialarını daha güçlü hale getirdi. Bu da iletişim kalitesini düşürdüğü için geçimsizliğe yol açıyor. Sonuç olarak, ekonomik sıkıntılar, değişen toplumsal roller ve birey olma isteğinin boşanma davalarını artırdığını söyleyebiliriz” diye konuştu.

 “Anlaşmalı boşanma 6 ay ile 1 yılda sonuçlanıyor”

 Boşanma davalarında anlaşmalı boşanmayı sağlamayı öncelikli olarak hedeflediklerini belirten Kekik, “Anlaşmalı boşanma en medeni, en hızlı, tarafları yormayan boşanma biçimidir. Eşler arasında anlaşmalı boşanma sağlanmışsa boşanmadan sonraki daha rahat ve konforlu bir şekilde ilerler” dedi. Kekik, dava sürecinde taraflar için nafakanın, tazminat tutarlarının ya da mal paylaşımlarının nasıl olacağının belli olduğunu aktararak, “Anlaşmalı boşanmada bir çekişme yaşamazlar, nafakanın artış oranında taraflarla bir uyuşmazlık yaşanmaz. Özellikle müşterek çocuk varsa çocukların ihtiyaçlarının arttığı oranda nafaka tutarının da artacağı konusunda her iki taraf da zaten mutabıktır. Dolayısıyla iradeler uyuştuğu sürece boşanma sonrasında psikolojik ya da maddi olarak taraflar arasında pek bir sorun yaşanmaz” ifadelerini kullandı. Çekişmeli boşanma davalarının süreci uzattığını aktaran Kekik, şunları söyledi: “Boşanmadan sonra tarafların maddi açıdan sorun yaşamaması için anlaşmalı boşanma olmasında fayda var. Hukuk sistemimizde mahkemelerin sayısı mevcut uyuşmazlıkları hızlıca çözmek için yeterli sayıda değil. O nedenle de en ufak uyuşmazlıkların bile sonuçlanması 6 ay ile 1 yıl arasında sürebilir. Bu sadece yerel mahkeme aşamasındaki süredir. Daha sonra çift aşamalı bir üst mahkemeye itiraz süreci var; bir istinaf yolu, bir de temyiz kanun yolu var. Önce istinaf kanun yolu, orada çıkan karar da temyiz edilebilir bir karar oluyor. Bir de Yargıtay’a gitme süreci var. İstinaf ve Yargıtay yollarının devreye girmesi durumunda dosyanın kesinleşmesi 6-7 yıl hatta 10 yıla bile varabilir.”

“Erkekler de nafaka talep edebilir”

Kekik, boşanma davalarında tazminat istemek için bakılan tek şeyin kusur olduğunu söyledi. “Evlilikte eğer karşı taraf kusurluysa, eş karşı taraftan tazminat ödemesini isteyebilir” diyen Kekik,  “Tazminat, maddi ve manevi olmak üzere ikiye ayrılır. Maddi tazminat eşin bize yaşattığı maddi zararla ilgilidir. Manevi tazminat ise kişilik haklarına saldırı gibi durumlarda olur. Nafaka kararlarında illaki erkeğin kadına ödemesi gibi bir durum yok, eğer kadının maddi durumu iyiyse, erkek çalışmıyor ya da çok az bir geliri varsa boşanan erkek de eşinden nafaka talep edebilir. Ayrıca velayet babaya verildiyse çocuk için de mutlaka nafaka talep edebilir ve mahkeme tarafından da büyük ihtimalle bağlanır” ifadelerini kullandı.

“Her yeni dava, yeni bir insanın hikayesinin yıkımıdır”

Boşanma davalarının artması ve dava süreci ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Deniz Kekik, toplumda boşanma davası avukatlarına yönelik negatif bir algı olduğunu söyledi. ‘Boşanma oranlarının artmasıyla avukatların zenginleştiği’ düşüncesinin mevcut olduğuna dikkat çeken Kekik, “Bu düşünce bir doktorun hasta artsın da daha fazla kazanayım demesi kadar yanlış bir düşünce. Çünkü ofise gelen her insan hayatının en zor, en yıpratıcı ve en duygusal dönemlerini yaşıyor. Mesleğimiz mutluluk dağıtmak değil, var olan bir acıyı en az hasarla ve adil şekilde yönetmek” dedi. “Her yeni dava, yeni bir insanın hikayesinin yıkımı demektir” yorumunda bulunan Kekik, “Bunun artmasını istemek insani olandan uzaklaşmak olur” diye konuştu.